Yaş tahsisi, bireyin resmi kayıtlardaki yaş bilgisinin hatalı olması durumunda düzeltilmesi için başvurulan hukuki bir yoldur. Mahkeme tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, gerçek yaşa uygun kayıt oluşturulur.
- Yaş Tahsisi Nedir ?
- Yaş Tahsisi Davası Hukuki Niteliği
- Yaş Tahsisi Davası Açma Şartları Nelerdir?
- Yaş Düzeltme (Tahsis) Davasını Kimler Açabilir?
- Yaş Tahsisi Davası Hangi Mahkemede Açılır?
- Yaş Tahsisi ile Yaş Büyütme – Küçültme Arasındaki Fark
- Yaş Küçültme En Fazla Ne Kadardır?
- Konuya İlişkin Yargıtay Kararı
- Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?
- İlgili Yazılarımız
- Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz?
Yaş Tahsisi Nedir ?
Yaş tahsisi, ( yaş düzeltme) kişinin nüfus kayıtlarında yer alan doğum tarihinin gerçeği yansıtmadığı durumlarda, mahkeme kararı ile bu tarihin düzeltilmesini içeren süreçtir. Geçmiş yıllarda doğumların zamanında nüfusa bildirilememesi veya yanlış kayıt yapılması gibi sebeplerle yaş ile gerçek doğum tarihi arasında farklılık oluşabilmektedir. Bu tür durumlarda başvurulan hukuki yol yaş tahsisi (yaş düzeltme) davasıdır.
Kısacası, yaş tahsisi; nüfus kütüğünde yer alan doğum tarihinin gerçek doğum tarihine uygun hale getirilmesi, mahkeme kararıyla yapılan nüfus kaydı düzeltme işlemi ve ya kişinin resmi yaşının değiştirilmesi şeklinde de ifade edebiliriz.
-Yaş tahsisi her durumda gerçekleşebilecek bir süreç değildir. Örneğin; günlük hayatta kimlik yaşı ile fiili yaşı arasında bir fark olduğunu düşünüyor olması tek başına nüfus kaydının değiştirileceği anlamına gelmiyor. Yaş tahsisi talepleri, genel de eğitim, askeri, emeklilik ya da çalışma durumlarında bir uyuşmazlık meydana geldiğinde ortaya çıkmaktadır.
Yaş Tahsisi Davası Hukuki Niteliği
Yaş tahsisi(düzeltme) davası, genellikle askerlik, eğitim, evlilik, emeklilik gibi durumlarda meydana gelen kimlik yaşı ile fiili yaş arasındaki uyuşmazlıklardan doğan hak kayıplarını önlemek için açılır. Yaşın düzeltilmesi işlemi yalnızca mahkeme kararı yalnızca mahkeme kararı ile mümkündür. Temel olarak yaş tahsisi 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve ilgili mevzuata dayanır. Nüfus kayıtları, kamu düzeniyle alakalı resmi sicil niteliğinde olduğu için, yaş düzeltme gibi durumlar basit bir düzeltme olarak bahsedilemez. Yargılama sürecinde katı ve sıkı bir ispat yükü vardır.
Yaş Tahsisi Davası Açma Şartları Nelerdir?
Yaş düzeltme davasında mahkemenin üzerinde durduğu temel iddia somut bir delil ve ya objektif nedenlerin olmasıdır.
– Öncelikle eğer hastane doğum kayıtları varsa ve bu kayıtlar kurumsal kayıtlarla uyumlu ise mahkeme bu verileri üstün kabul eder. Böyle durumlarda yaş düzeltme davası genel de reddedilir. Bu durumun dışında gerçek doğum tarihini gösteren deliller incelenir.( okul kayıtları, aşı kartları, tanık beyanları gibi)
– Kemik yaşı tespiti yapılır. Mahkeme genel de kemik yaşı tespiti için adli tıp ve hastanelerden yardım alır. Ancak kemik yaşı 25 yaşından sonra kesin sonuçlar vermeyebilir. Çünkü 25 yaşından sonra kemik yaşı durmaktadır. Bu gibi durumlarda başka delillerin olması daha uygun olacaktır.
– Dış görünüşü ile kimlik yaşı arasında ciddi bir şekilde farklarının görülmesi gibi durumlar değerlendirilir. Ciddi bir farkın olması demek hayatın olağan akışına ters düşeceği için bir şüphe oluşturur.
– Kardeşler arasındaki uyum incelenir. Aynı yıl içerisinde iki kardeşin doğması gibi, ya da biyolojik olarak mümkün olmayan yaş farklarının görülmesi gibi durumlar da mahkemece dikkate alınmaktadır.
– Daha önce yaş değişikliği yapılmamış olmalıdır. Kişi daha önce yaş düzeltme davası açmış ve karar verilmişse, tekrar yaş değişikliği yapılması genellikle mümkün değildir.
– Yaş düzeltme talebinin kabul edilebilmesi için objektif nitelikte haklı bir sebebin bulunması gerekir. Örneğin, doğumun hastanede gerçekleşmesine rağmen nüfus kaydının yanlış tarih ile yapılmış olması gibi.
Yaş Düzeltme (Tahsis) Davasını Kimler Açabilir?
Yaş düzeltme davası, yaş küçültme ya da büyültme gibi taleplerden dolayı açılan yaş tahsisi davaları bizzat kişiye bağlı olduğu için herkes tarafından açılamaz.
-Ergin (18 yaşını doldurmuş) ve fiil ehliyetine sahip kişiler, nüfus kayıtlarında yer alan doğum tarihinin hatalı olduğunu düşünüyorsa yaş tahsisi davasını bizzat kendisi açabilir.
-Eğer kişi 18 yaşını doldurmamış ise velisi ya da vasisi tarafından yaş tahsisi davası açılabilir.
-Bazı durumlarda nüfus kayıtlarının gerçeğe aykırı olduğu tespit edilirse Cumhuriyet savcısı da kamu düzeni gereği yaş düzeltme davası açabilir. Çünkü nüfus kayıtlarının doğruluğu kamu düzenini ilgilendiren bir konudur.
Yaş Tahsisi Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Yaş tahsisi davalarında görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemeleridir. Yetkili mahkeme bakımından ise davacının yerleşim yeri mahkemesidir.
Yaş Tahsisi ile Yaş Büyütme – Küçültme Arasındaki Fark
Halk arasında yaş tahsisi davaları genel de yaş küçültme ya da büyültme olarak adlandırılsa da birbirlerinden farklıdır.
Yaş büyütme: Doğum tarihinin daha eski bir tarihe çekilmesi
Yaş küçültme : Doğum tarihinin daha ileri bir tarihe çekilmesi
Yaş tahsisi: Gerçek doğum tarihinin tespit edilerek kaydın düzeltilmesidir. Mahkeme açısından önemli olan gerçek doğum tarihinin tespitidir.
Yaş Küçültme En Fazla Ne Kadardır?
Yaş küçültme sınırı çok fazla sorulan bir konudur. Yaş tahsisi davasında kanunda belirlenmiş kesin bir yıl sınırı bulunmamaktadır. Yani teorik olarak kanun “en fazla şu kadar yıl küçültülebilir” şeklinde bir üst sınır koymamıştır. Ancak uygulamada mahkemeler ve Yargıtay kararları bazı kriterler doğrultusunda yaş küçültme taleplerini değerlendirmektedir. Burada ki önemli husus talep edilen yaşın gerçek olup olmadığının ispatıdır.
Uygulamaya bakıldığında ise mahkemeler genel de yaş küçültmeyi 1-3 yıl arasında olarak kabul etmektedir. Mahkeme, 3 yıldan fazla küçültme taleplerinde ise daha dikkatli bir inceleme yapmaktadır. Mahkemelerin dikkat ettiği kriterler şunlardır:
-Kemik yaşı tespiti
-Doğumun hastanede gerçekleşip gerçekleşmediği
-Okul kayıtları (kişinin eğitim başlangıç tarihi)
-Tanık beyanları
-Kardeşler arasındaki yaş sıralaması
-Sportif lisans kayıtları
-Nüfus kayıtlarının oluşum şekli
Ayrıca, uygulamada sık yapılan hatalardan biri de davanın yalnızca elde edilmek istenen sonuca göre planlanmasıdır. Örneğin; emeklilik tarihini erkene çekmek veya askerlik sürecini etkilemek amacıyla uygun bir doğum tarihi belirlenip buna göre dava açılması, mahkemede talebin menfaat amacıyla yapıldığı izlenimini oluşturabilir. Böyle bir durumda hâkim, sunulan delilleri daha sıkı ve katı kurallar içerisinde inceleyebilir ve en küçük karmaşıklık dahi davanın reddine yol açabilir. Bu nedenle davanın, ulaşılmak istenen sonuçtan ziyade nüfus kaydındaki hatanın nasıl meydana geldiği üzerine kurulması gerekir.
Konuya İlişkin Yargıtay Kararı
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2014/17722 E. 2015/13304 K.
“Davacı, 1979 yılında yapılan yaş tahsisi nedeniyle 20/06/2013 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Dosya içeriğinden, davacının 22.03.1994-30.06.2013 tarihleri arasında 19 yıl 3 ay 1479 sayılı Yasa’ya tabi, 01.04.1978-1988/3 tarihleri arasında 4 yıl 1 ay 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının bulunduğu, 02.07.1981-02.03.1983 tarihleri arasında geçen askerlik süresini 02.04.2013 tarihinde borçlandığı, davacının 07.05.1979 tarihinde mahkeme kararı ile 03.04.1964 olan doğum tarihini 03.04.1961 olarak düzelttiği, davacının 21.06.2013 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu ancak Kurumun işe giriş tarihinden sonra yaş tashihi yapıldığını ve tahsis talep tarihi itibari ile 52 yaşını doldurmadığından talebini reddettiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 120/2 maddesi, ..Yasanının 66. maddesi) bazı kötü uygulamaları önlemek amacı ile özel bir düzenleme getirmiş ve belli sigorta kollarında, hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir.”
“Somut olayda, davacının son yedi yıl içerisinde en fazla hizmeti 1479 sayılı Yasa kapsamında olup, aylık şartlarının bu yasa uyarınca değerlendirilmesi gerekecektir.
Davanın yasal dayanağının oluşturan 1479 sayılı Yasa’nın 35 ve geçici 10/1-h maddeleri gereğince davacının yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için tahsis talebinde bulunması, 25 tam yıl prim ödemesi ve 51 yaşının bitirmiş olması gerekmektedir. Somut olayda davacının yaşlılık aylığı bağlanması için 21.06.2013 tarihinde kuruma yazılı başvurusu mevcut olduğu gibi, tahsis tarihinde prim borcu olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, işe giriş tarihinden sonra yaş tashihi yapılmakla, işe giriş tarihindeki doğum tarihi olan 03.04.1964 tarihine göre 49 yaşında olduğu ve tahsis tarihinde yaş koşuluna sahip olmadığı görülmektedir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yaş şartını yerine getirmeyen davacıya 1479 sayılı Yasa’nın geçici 10/1-h maddesi aksine 01.07.2013 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiği şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”
Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?
Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.
İlgili Yazılarımız
- SGK Tarafından Emekliliğin İptali
- Ad ve Soyadı Değiştirme Davası 2026
- Ortak Velayet Davası 2026
- SGK`ya Karşı Açılacak Davalarda Yetki
- Vasiyetname Nedir? Türleri, Açılması, İptali ve Geçerlilik Şartları Nelerdir?
Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz?
Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için [email protected] adresine mail gönderebilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz. (Avukatlık Kanunu uyarınca ücretsiz danışmanlık ve bilgi verme hizmetimiz bulunmamaktadır.)
AV. İREM BİKE DEMİRHAN