Çalışma süresinden sayılan haller, işçinin fiilen çalışmadığı bazı zaman dilimlerinin kanun gereği çalışma süresi kapsamında değerlendirilmesini ifade eder. Bu düzenleme, işçinin haklarının korunması ve çalışma koşullarının adil şekilde belirlenmesi açısından önem taşır.

Çalışma Süresinden Sayılan Haller Nedir?

İşçinin çalışma süresinden sayılan haller, hem çalışanların haklarını korumasına hem de işverenlerin mevzuata uygun hareket etmesine yardımcı olması açısından son derece önemlidir. Bu süreler, işçiye ücret ödenmesini ve sosyal hakların korunmasını sağlar.
Çalışma süresi, işçinin iş sözleşmesi kapsamında işverenin emir ve talimatları doğrultusunda çalıştığı süreyi ifade eder. İş kanununda çalışma süresi için tanım yapılmamıştır. Buna karşılık İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 3. Maddesinde “çalışma süresi, işçinin çalıştırıldığı işte geçirdiği süredir. İş Kanunu’nun 66. Maddesi’nin birinci fıkrasında yazılı süreler de çalışma süresinden sayılır. ” şeklinde tanımlanmıştır.

İş Kanunu Madde 66 – Aşağıdaki süreler işçinin günlük çalışma sürelerinden sayılır:
a) Madenlerde, taşocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler.

b) İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler.

c) İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler.

d) İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler.

e) Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler.

f) Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler.
İşin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre çalışma süresinden sayılmaz.

Çalışma Süresinden Sayılan Haller

  1. Yeraltı ve Su Altı İşleri (İş Kanunu m. 66/1-a): Bu bölgelerin yer altı veya su altında olması işçilerin iş görme edimi için ulaşması gereken yolun oldukça uzun, meşakkatli ve tehlikeli olmasına sebebiyet vermektedir. Bu kapsamda kanun koyucu bu tehlikeli sayılabilecek işlerde çalışan işçilerin işyerine iniş-çıkış sürelerinin de, iş görme ediminin ayrılmaz bir parçası olduğu kanaatiyle çalışma sürelerine dahil edilmesi gerektiği hüküm altına almıştır. Örnek olarak gösterilen madenler ve taş ocakları dışında aynı nitelikteki metro, tünel, kanalizasyon, kablo döşemesi veya liman, dalgakıran yapımı gibi yer altı ya da su altı işlerinde de anılan hüküm uygulanır
  2. Çalıştırılmak Üzere Gönderilmede Yolda Geçen Süreler (İş Kanunu m. 66/1-a): İş Kanunu’nun ilgili hükmü uyarınca, işverenin iş görme borcunun ifası amacıyla işçiyi işyeri dışında bir yere göndermesi hâlinde, işçinin bu kapsamda yolda geçirdiği sürenin çalışma süresinden sayılacağı düzenlenmiştir. Bu çerçevede, ilgili hükmün; işçinin işyerine gidiş ve dönüş için yolda geçirdiği süreleri değil, mesai saatleri içerisinde ve günlük çalışma süresi dahilinde, iş görme borcunun ifası amacıyla işverenin talimatı doğrultusunda başka bir yere gönderildiği hâlleri kapsayacak şekilde yorumlanmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta yapılan yolculuğun iş sebebiyle yapılmasıdır.
  3. İşçinin İş Görmeye Hazır Durumda Beklemesi (İş Kanunu m. 66/1-c): İşçinin iş görmese dahi iş görmeye hazır durumda beklediği fakat işin tanımı gereği o anda çalışmadığı, talimat beklediği durumlardır. Örnek olarak; şoförler, garson olarak çalışan birinin müşteri beklemesi, yangın söndürme görevinde çalışanlar gibi iş gücünü işverenin talimatlarına hazır tutanların geçirdikleri süreler çalışma süresi hesabında dikkate alınır.
  4. İşçinin İşyeri Dışında Asıl İşini Yapmaksızın Çalıştırılması (İş Kanunu m. 66/1-d): İşverenin talimatı doğrultusunda işçinin iş tanımında yer alan asıl işini yapmayarak başka bir işle meşgul edilmesidir. Bu fıkranın İş Kanunu’nun 66/1-b maddesi hükümlerinden ayrıldığı nokta; işçi iki durumda da işverenin talimatı ile işyeri dışında farklı bir yere gönderilmekte olup hükümler arasındaki fark işçiye verilen talimatın asıl iş kapsamında olup olmamasıdır.
  5. Süt İzinleri (İş Kanunu m. 66/1-d): İş Kanunu’nu madde 74/7’ye göre ” kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.” denilerek kadın işçiye verilen süt izninin çalışma süresinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
  6. Toplu Taşımalarda Yolda Geçen Süreler (İş Kanunu m. 66/1-f): Söz konusu hüküm “Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler” şeklindedir. Bu maddeye göre anılan işlerin çalışma süresinden sayılması için şu koşullar öngörülmüştür: 1)İşyerleri işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede olmalıdır. İşçilerin yerleşim yerlerinden uzakta bulunan işyerine düzenli taşıt aracının bulunmaması veya taşıt araçlarından işin niteliği gereği yararlanılamaması halinde de bu koşul gerçekleşmiş kabul edilir. 2) İşin uzaklığı ve niteliği işçilerin hep birlikte ve düzenli bir şekilde iş yerine nakledilmelerini zorunlu kılmalıdır. Toplu taşımanın işverence sağlanması yeterlidir, işverenin kendi araçlarıyla bizzat taşıma hizmeti sağlaması gerekmez. 3)Son şart ise işyerlerinde aynı yerde sabit olmayıp devamlı yer değiştiren, işlerin yapılmasıdır. Baraj inşaatı, elektrik ve telefon hatlarının çekilmesi gibi işler de bu madde kapsamında sayılabilir. Yani burada önem arz eden hususular, işin niteliği, işyerinin yerleşim yerine olan uzaklığı ve işçilerin işveren tarafından belirli bir program nezdinde toplu ve düzenli şekilde götürülmesidir.

Çalışma Süresinden Sayılmayan Haller

4857 sayılı İş Kanunu, çalışma süresinden sayılan hâlleri 66. maddede düzenlerken; bu düzenlemenin doğal sonucu olarak bazı sürelerin çalışma süresinden sayılmaması da kabul edilmektedir. Aşağıda bu hâller, yasal dayanakları ve uygulamadaki örnekleriyle birlikte incelenmiştir.

  1. Ara Dinlenmeleri ( İş Kanunu m. 68):“Günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere;
    a) Dört saat veya daha kısa süreli işlerde onbeş dakika,
    b) Dört saatten fazla ve yedibuçuk saate kadar (yedibuçuk saat dahil) süreli işlerde yarım saat,
    c) Yedibuçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat, ara dinlenmesi verilir. Bu dinlenme süreleri en az olup aralıksız verilir. Ancak bu süreler, iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler ve işin niteliği göz önünde tutularak sözleşmeler ile aralı olarak kullandırılabilir.
    Dinlenmeler bir işyerinde işçilere aynı veya değişik saatlerde kullandırılabilir.
    Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.” denilerek ara dinlenmelerinin çalışma süresinden sayılmadığı açıkça belirtilmiştir. Dikkat edilmesi gereken husus ara dinlenmesinin fiilen kullandırılmaması hâlinde, bu süre çalışma süresinden sayılabilir ve fazla çalışma hesabına dâhil edilebilir.
  2. Sosyal Yardım Amaçlı Servislerde Yolda Geçen Süreler (İş Kanunu m. 66/1-f): Söz konusu bu maddede işin niteliği gereği bir zorunluluk olmaksızın işverenin sosyal yardım amacıyla servis hizmeti şeklinde işçileri işyerine götürüp getirmesi hâlinde, araçlarda geçen sürelerin çalışma süresinden sayılmayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.
  3. İş Sağlığı ve Güvenliği Dışındaki Eğitimler: İş ilişkisinde eğitim faaliyetleri, işçinin mesleki gelişimi ve işin verimli yürütülmesi açısından önemli olmakla birlikte, bu eğitimlerin çalışma süresinden sayılıp sayılmayacağı her zaman açık değildir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki zorunlu eğitimler çalışma süresinden sayılırken, diğer eğitimler için uygulamada farklılıklar mevcuttur. Yargıtay’ın görüşüne göre, işçinin işverenin yönlendirmesiyle katıldığı ancak bu sırada işverene doğrudan bir fayda sağlamadığı seminer ve eğitimlerde geçen süreler, çalışma süresi olarak değerlendirilmemektedir.

Sonuç olarak, İş Kanunu’nda yer verilen farazi çalışma süreleri, işçi lehine öngörülmüş önemli bir hukuki müessesedir. Bu süreler, işçinin fiilen çalışmadığı hâlde hukuk düzeni tarafından çalışılmış kabul edilen zaman dilimlerini kapsamaktadır. Kanun koyucu, farazi çalışma sürelerine ilişkin düzenlemeleri oluştururken bazı hâllerde işçinin cinsiyetini, bazı hâllerde ise işin niteliği ve doğasını esas almış; söz konusu düzenlemeleri, iş hukukunun temel ilkelerinden biri olan işçinin korunması ilkesi çerçevesinde şekillendirdiği açıktır.

Konuyla İlgili Yargıtay Kararları

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/29576 K. 2020/2255 T. 12.02.2020
“Taraflar arasında davacının icap nöbeti tuttuğu haftalarda nöbette geçen sürenin çalışma süresinden sayılıp sayılamayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi, davacı icap nöbetinde evinde ve bulunduğu yerleşim yerinde zamanı serbestçe değerlendirebilir. İhtiyaç duyulduğunda işyerine girmek zorunda olması icap nöbetinde geçen tüm sürenin çalışma süresinden sayılmasını gerektirmez. Davacının nöbet sırasında işyerine giderek gerçekleştirdiği çalışma nedeniyle geçen süre, çalışma süresinden sayılacaktır. İşyerine gitmesini gerektirecek bir durumun ortaya çıkmaması durumunda ise, uygun bir sürenin çalışma süresinden sayılması hakkaniyet gereğidir. Zira davacı her ne kadar serbestçe kullanabileceği bir zamana sahip ise de, işyerine gitmek için her an hazır durumda olması gerekmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak Dairemizce icap nöbetinde fiilen daha fazla çalışıldığı kanıtlanmadığı takdirde, icap nöbetinde geçen sürenin 1/8’nin çalışma süresinden sayılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Şüphesiz davacı tarafından kanıtlanan fiili çalışma süresi daha fazla ise bu süre haftalık çalışma süresine eklenecektir. Mahkemece yukarıdaki esaslara dikkate alınmadan davacının icap nöbeti alacağının belirlenmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/18210 K. 2011/18263 T. 16.06 2011
“İşçi ara dinlenme saatinde tamamen serbesttir. Bu süreyi işyeri içinde ya da dışında geçirebilir. İşyerinde geçirmesi halinde bu süre içinde çalışmaya devam etmesi durumunda ara dinlenmesi verilmemiş sayılır. Ancak işçi işyerinde kalsa bile, ara dinlenmesi süresini serbestçe kullanabilir, bu süre içinde çalışmaya zorlanamaz.”

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/29836 K. 2015/32326 T. 26.11.2015
“Somut olayda, davacının şoför olarak çalıştığı işyerinin hızlı tren yolu yapımı inşaat sahası olduğu anlaşıldığından mahkemece, 4857 sayılı Kanun’un 66. maddesine göre, davacının işe gidiş gelişlerinde serviste geçirdiği bir saatlik sürenin de çalışma süresinden sayılarak fazla mesai ücret alacağı hesaplanmalı… “

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/8420 K. 2016/25726 T. 22.11.2016
“4857 sayılı İş Kanunu’nun 66/f. maddesinde, “Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler” işçinin günlük çalışma süresinden sayılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 4857 sayılı Kanun’un 66/f. maddesi de nazara alınarak, haftalık fazla çalışma süresinin belirlenmesinde, bir hafta haftanın yedi günü, takip eden hafta ise haftanın altı günü olmak üzere, günlük çalışma süresinin 06:30-19:30 saatleri arasında olduğu esas alınmıştır. Ne var ki, tanık beyanları, 4857 sayılı Kanunu’nun 66/f. maddesi uyarınca yolda geçen sürelerin belirlenmesi bakımından netlik arz etmemektedir. Bu halde, tanıkların beyanlarına yeniden başvurularak bu yön aydınlatılmalı ve neticeye göre fazla çalışma ücreti alacağı yeniden değerlendirilmelidir.”

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/11642 K. 2022/15144 T. 23.11.2022
“Fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanırken yolda geçen sürelerin çalışma süresinden sayılıp sayılamayacağı uyuşmazlık konusu olup ilâmın İlgili Hukuk bölümünün (1) numaralı paragrafında değinildiği üzere; 4857 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin son fıkrasında, işin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen sürenin çalışma süresinden sayılmayacağı açıklanmıştır. Diğer yandan maddenin, işçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri hâlinde yolda geçen sürelerin … süresinden sayılmasına ilişkin (b) bendinin, sürekli görevlendirmeye kapsamadığı dikkate alındığında somut olaya uygulanabilirliği bulunmamaktadır. Şu hâlde işin niteliğinden doğmayıp da aradaki mesafeden … işe gidiş geliş esnasında serviste ve araçlarda geçen sürenin çalışma süresinden sayılarak fazla çalışmanın hesaplanması hatalıdır. Yasal süreleri aşan bir çalışması bulunmadığı anlaşılan davacının, … süresinden kaynaklı fazla çalışma ücreti talebinin reddi yerine kabulü isabetsizdir.”

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/12878 K. 2016/17527 T. 13.06.2016
“…Süt izni konusuna gelindiğinde ise, 4857 sayılı Kanun’un 74/7. maddesinde “Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dolayısıyla, yasa uyarınca kadın işçilere çocuklarını emzirmeleri için günde bir buçuk saat (aksi yönde ve fakat işçi lehine olmak üzere taraflar arasında süre düzenlemesi yapılabileceği gibi) süt izni verilmesi hususu işverenin inisiyatifinde olan bir durum olmayıp, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 74/7. fıkrası uyarınca da bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağının işçi tarafından belirleneceği hüküm altına alınmış olup, işçinin süt izni kullanması gerektiği halde bu iznin kullandırılmaması durumunda, kullandırılmayan sürenin tespiti ile % 50 zamlı ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin kabulü Anayasanın 50/2. maddesine ve amaçsal yorum benimsemek suretiyle 4857 sayılı Kanun’un ruhuna daha uygun düşeceğinden hükmün bozulması gerekmiştir.”

Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?

Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl  Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.

İlgili Yazılarımız

  • Ücret Alacağı Davası
  • İş Akdinin Haklı Nedenle Feshi
  • İşe İade Davası
  • Kıdem Tazminatı Nedir?
  • İhbar Tazminatı Nedir?
  • Hizmet Tespiti Davası
  • İşçi Alacağı Davası

Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz?

Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için [email protected] adresine mail gönderebilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz. (Avukatlık Kanunu uyarınca ücretsiz danışmanlık ve bilgi verme hizmetimiz bulunmamaktadır.)

AV.İREM BİKE DEMİRHAN