Kısıtlama kararı, kişinin kendi işlerini yürütme ve hukuki işlemlerini gerçekleştirme ehliyetinin belirli ölçüde sınırlandırılmasını ifade eden önemli bir hukuki kurumdur. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen kısıtlama, kişinin ve malvarlığının korunması amacıyla belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde gündeme gelebilir. Kısıtlama kararı verilmesiyle birlikte kişinin hukuki durumunda önemli değişiklikler meydana geldiğinden, hangi hâllerde kısıtlama kararı alınabileceği, kararın sonuçlarının neler olduğu ve kısıtlanan kişinin haklarının nasıl korunacağı uygulamada büyük önem taşımaktadır. Bu yazımızda, kısıtlama kararının hukuki dayanaklarını, hangi durumlarda verilebileceğini ve doğurduğu sonuçları ayrıntılı olarak ele alacağız.
KISITLAMA KARARI
Kısıtlama; kişinin fiil ehliyetinin, kanuna dayanan sebeplerle kendisini veya toplumu korumak amacıyla mahkeme tarafından sınırlandırılmasıdır. Fiil ehliyeti ise, kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesidir. Kısıtlama, vesayeti gerektiren durumlardan biri olmakla birlikte kısıtlanma durumu sonucunda kişiye vasi atanır. Vasi, vesayet altındaki kişinin kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.
Kısıtlama sebepleri Türk Medeni Kanunu’nda sayılmıştır ve sınırlı sayıdadır. Sayılan nedenler dışındaki bir sebepten ötürü kişinin kısıtlanmasına karar verilemez.
KANUNİ KISITLAMA SEBEPLERİ
Kanuni kısıtlama sebeplerinde, kişinin kısıtlanmayı talep etmesi aranmaz. Sebepler mevcutsa, kişi talep etmese bile kısıtlanabilir. Hakkında kısıtlama kararı verilen kişiye ”kısıtlı” denir. Kişinin kısıtlanabilmesi için aşağıda belirtilen şartlardan en az birine ihtiyaç vardır. Aksi halde kişi hakkında kısıtlılık kararı verilemez.
- AKIL HASTALIĞI VE AKIL ZAYIFLIĞI: Türk Medeni Kanunu’nun 405. Maddesinde düzenlenmiştir.”Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.” Bu maddeden de anlaşıldığı üzere, kişinin kısıtlanması için sadece akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunması yeterli değildir. Kişinin, işlerini göremeyecek hale gelmesi veya korunması ve bakımı için sürekli yardıma ihtiyaç duyması ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması gerekmektedir. TMK 409. Maddede, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceği belirtilmiştir. Devamında da hakimin, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebileceği ifade edilmiştir. Kurul raporu olmadan kısıtlamaya karar verilemez. Hakimin, kişiyi dinlemeye yönelik takdir yetkisi de mevcuttur. Ancak hastalığı sebebiyle kişinin dinlenmesi kötü bir etki doğuracaksa doktor, hastanın dinlenmesinin uygun olmadığını bildirebilir. Ayrıca, raporlar arasında çelişki mevcutsa bu çelişkilerin giderilmesi gerekmektedir.
- SAVURGANLIK: Savurganlık; kişinin, malvarlığını veya gelirini gereksiz ve yararsız olarak fazlaca harcamasıdır. Savurganlık tek bir olaydan ziyade alışkanlık niteliğindedir. Yapılan harcamalar anlamsızdır, mantıklı bir amaca yönelik yapılan harcamalar savurganlık değildir. Kişinin, savurganlık sebebiyle kısıtlanabilmesi için; savurgan olmasının yanı sıra bu alışkanlığı sebebiyle ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açmış olması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 409. Maddesine göre: Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz. Hakim, kısıtlama kararı vermeden önce kişi dinlemek zorundadır.
- ALKOL VEYA UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI: Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı; uyuşturucu madde ve alkolleri sürekli olarak aşırı şekilde kullanmayı alışkanlık haline getirmektir. Bağımlılığı bulunan kişi için, alkol veya uyuşturucu tüketmek hayatında çok önemli bir yere sahiptir. Kısıtlanmak için kişinin sadece bağımlı olması yeterli değildir. Bu bağımlılığı sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açması ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olması ya da başkalarının güvenliğini tehdit etmesi gerekmektedir. Sigara, pipo gibi alışkanlıklar bu kapsamda değildir. Türk Medeni Kanunu 409. Maddeye göre, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı sebebiyle kişinin kısıtlanabilmesi için dinlenmesi şarttır.
- KÖTÜ YAŞAMA TARZI: Kötü yaşama tarzı; genel ahlaka aykırı düşen ve toplum düzeniyle bağdaşmayan, genel kabul gören ilkelere ağır biçimde aykırı olan sürekli nitelikteki davranışlardır. Bu davranışların sürekli olması şarttır. Birkaç ahlak dışı davranış kısıtlama sebebi değildir. Kişinin kötü yaşama alışkanlığının yanı sıra; kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açması ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olması ya da başkalarının güvenliğini tehdit etmesi gerekmektedir. Sahtekarlık, fuhuş hayatı, cinsi sapıklık kötü yaşama tarzına örnek olarak gösterilebilir. Türk Medeni Kanunu 409. Maddeye göre, kötü yaşama tarzı sebebiyle kişinin kısıtlanabilmesi için dinlenilmesi şarttır.
- KÖTÜ YÖNETİM: Malvarlığıyla ilgilidir. Kişinin malvarlığını ve gelirlerini kötü yönetmesi, ilgilenmemesidir. Kişi, sermayesini yeterince koruyup artıramaz. Türk Medeni Kanunu 409. Maddeye göre, kötü yönetimi sebebiyle kişin kısıtlanabilmesi için dinlenilmesi şarttır.
- ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAYICI CEZA: TMK.m.407/I’e göre, 5 yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin kısıtlanır. Kısıtlanmak için öncelikli şart, 5 veya daha fazla süreyle hapis cezasına çarptırılmış olmaktır. Tutuklular için kısıtlama kararı verilemez. 5 yıl veya daha uzun süreli hapis cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş kişiler kısıtlanamaz.
İSTEK ÜZERİNE KISITLANMA SEBEPLERİ
İstek üzerine kısıtlama kararının gerçekleşmesi için kısıtlanan kişinin talepte bulunması şarttır. Bazı şartlar oluştuğunda kişi, kendisi hakkında kısıtlama kararı verilmesini talep edebilmektedir. Talep, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Kısıtlama talebinin karar verilmeden önce geri alınabilmesi mümkündür. Hakim, talebi değerlendirir ve gerekli gördüğü takdirde kısıtlamaya karar verir. Türk Medeni Kanunu 408. Maddeye göre ”Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir.”
- YAŞLILIK: Yaşlı; yaşı ilerlemiş, ihtiyarlamış kişidir. Kısıtlama kararı için kişinin sadece yaşlı olması yeterli değildir. Yaşlılık sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetememesi gerekmektedir. Yaşlılığın getirmiş olduğu bedensel veya zihinsel zayıflık sebebiyle kişi, işlerini gerektiği gibi yönetemez hale gelebilir.
- SAKATLIK: Kişinin vücudunda, doğuştan veya sonradan işlev kaybı meydana gelmesidir. Sakatlığı bulunan kişi, kısıtlama talebinde bulunabilir. Ancak kişinin, sakatlığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetememesi şarttır.
- DENEYİMSİZLİK: Deneyim; kişinin edinmiş olduğu bilgileri, tecrübeleridir. Deneyimsiz kişi, başkaları tarafından sömürülmeye açık olabilir. Deneyimsizliği sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemeyen kişi, kısıtlama talebinde bulunabilir.
- AĞIR HASTALIK: Kişinin, işlerini gereği gibi görmesine engel olacak derecede ağır hastalıklar kısıtlama talebine konu olabilir. Örneğin kanser ağır hastalık kapsamına girmektedir.
İSTEĞE BAĞLI KISITLAMA SEBEPLERİNDE USUL
Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir ancak isteğe bağlı kısıtlama sebeplerinde kişinin dinlenilmesi şarttır. Kişi, karar verilinceye kadar kısıtlanma talebini geri alabilir.
GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Görevli mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme, kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet daireleridir.
KISITLAMA KARARININ SONUÇLARI
Yenilik doğuran niteliktedir. Kısıtlama neticesinde tam ehliyetli kişinin fiil ehliyeti sınırlanır ve sınırlı ehliyetsiz hale gelir. Yani yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremez. Karşılıksız kazanma ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmak ise istisnadır.
- Kısıtlanan kişi vesayet altına alınır ve kendisine bir vasi atanır.
- Kısıtlanan ergin çocuklar kural olarak vesayet altına alınmayıp velâyet altında bırakılır.
- Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim yerini değiştiremez.
Kısıtlama Kararının İlanı
TMK Madde 410- ”Kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur. Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilândan önce etkilemez. “Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır.”
Kısıtlama kararının kesinleştikten sonra ilan edilmesi zorunludur. İlan, hem kısıtlının yerleşim yerinde hem de nüfusa kayıtlı olduğu yerde yapılır. Kişi daha sonra yerleşim yerini değiştirirse, yeni yerleşim yerinde de ilan yapılır. Yapılan ilan, kurucu değil bildirici niteliktedir. Yani kişinin ehliyetini sınırlandıran şey ilan değildir. Kısıtlama kararı ile kişinin ehliyeti sınırlanmıştır ve ilan sadece bunu 3. Kişilere duyurmaya yöneliktir. “Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilândan önce etkilemez.” denmesi; ilandan önce kısıtlı ile işlem yapmış iyi niyetli kişilerin işleminin geçerli olacağını ancak ilan tarihinden sonra, kişi iyi niyetli olsa bile yapılan işlemin geçersiz olacağını anlatmaktadır.
Türk Medeni Kanunu 473. Maddeye göre: İlan edilen kısıtlama kararının kaldırılması da ilan ile yapılmalıdır.
KISITLAMANIN SONA ERMESİ
Aşağıda anlatılan hallerde kısıtlılık, dolayısıyla vesayet ilişki de sona ermektedir. Vasinin görevi son bulur. Kişi tekrar ehliyetli hale gelir.
- Özgürlüğü Bağlayıcı Cezaya Dayanan Kısıtlılık Halinin Sona Ermesi: TMK 471. Maddeye göre: ”Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. ”Hapis cezası sona eren kişinin vesayeti, hapisten çıktığı tarihte kendiliğinden kalkmaktadır. Af durumu da aynı sonucu doğurur. Maddenin devamında hapis cezası devam ederken vesayetin kaldırılmasına ilişkin şartlar yer almaktadır.
- Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığına Dayanan Kısıtlılık Halinin Sona Ermesi: TMK Madde 474- ”Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi hâlinde karar verilebilir.” Vesayet makamının kısıtlamayı kaldırabilmesi için, kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunu gösteren resmi sağlık kurulu raporu şarttır. Aksi halde kısıtlama kaldırılamaz.
- Savurganlık, Alkol veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşama Tarzı veya Malvarlığını Kötü Yönetilmesine Dayanan Kısıtlılık Halinin Sona Ermesi: TMK Madde 475- ”Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kısıtlanmış olan kişinin vesayetin kaldırılmasını isteyebilmesi, en az bir yıldan beri vesayet altına alınmasını gerektiren sebeple ilgili olarak bir şikâyete meydan vermemiş olmasına bağlıdır.” Şikayeti yapan kişi önemli değildir. Yapılan şikayet gerçek olmalıdır.
- İstek Üzerine Gerçekleşen Kısıtlılık Halinin Sona Ermesi: TMK Madde 476-” Kendi isteğiyle kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılması, kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasına bağlıdır.” Araştırmalar neticesinde kısıtlama sebebinin devam ettiği sonucuna varılırsa, vesayet kaldırılmaz. Kısıtlama devam eder. Kişinin kısıtlamayı kaldırma talebi tek başına yeterli değildir. Yani kişi, vesayet altına alındığı sebebin, dava tarihinde ortadan kalktığını ispat etmelidir.
- Kısıtlının Ölümü Halinde Vesayet İlişkisinin Sona Ermesi: Ölümle birlikte kişilik de sona erer. Bu yüzden ölümle birlikte vesayet ilişkisi de kendiliğinden son bulur.
ÖRNEK YARGITAY KARARI
18. Hukuk Dairesi 2013/18523 E. , 2014/3838 K.
”Dava dilekçesinde M.. A..’un yaşlılık ve hastalık nedeniyle işlerini göremeyecek durumda olduğu gerekçesiyle kısıtlanması istenilmiş, mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 405 maddesi uyarınca kısıtlama kararı verilmiştir.
Dosyada mevcut belge ve bilgiler ile özellikle Ş.. E.. Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 24.01.2013 tarihli ve 348 numaralı sağlık kurulu raporundan; adı geçende sağ hemiparezik hastalığı görüldüğü, Türk Medeni Kanunu’nun 405 maddesi gereğince akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunduğuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Vesayet hakkındaki hükümler kamu düzenine ilişkin olup Türk Medeni Kanunu’nun 408. maddesinde, yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her erginin kısıtlanmasını isteyebileceği hükme bağlandığından; mahkemece, Ş.. E.. Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 24.01.2013 tarihli ve 3.. numaralı sağlık kurulu raporu dikkate alınarak Türk Medeni Kanunu’nun 409.maddesi uyarınca kısıtlı adayının dinlenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi gereğince karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?
Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.
Bizimle Nasıl İletişime geçebilirsiniz?
Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için [email protected] adresine mail gönderebilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz. (Avukatlık Kanunu uyarınca ücretsiz danışmanlık ve bilgi verme hizmetimiz bulunmamaktadır.)
AV.İREM BİKE DEMİRHAN