Arazi toplulaştırması, özellikle kırsal alanlarda ve tarım arazilerinde mülkiyet yapısını doğrudan etkileyen, uygulamada sıkça uyuşmazlığa konu olan önemli bir idari işlemdir.
Arazi Toplulaştırması Nedir?
Arazi toplulaştırması, toprak koruma ve sulama tekniğinin zorunlu kıldığı durumlarda bir kişiye veya çiftçi ailesine ait parçalı, dağınık ve ekonomik açıdan verimsiz durumdaki arazi parçalarının olanaklar ölçüsünde az sayıda veya tek parça olarak birleştirilmesi, biçimlerinin değiştirilmesi ve yeniden düzenlenerek daha ekonomik, ekolojik ve işlevsel yeni parseller oluşturmaktır.
Özellikle tarım arazilerinde miras yoluyla parçalanmanın önlenmesi, tarımsal verimliliğin artırılması, sulama, yol ve altyapı hizmetlerinin etkin sağlanması amaçlanmaktadır.
Araziler Neden Parçalanır?
Araziler çeşitli nedenlerle parçalanabilir:
-Miras veya intikal sonucu bölünmeler,
-Listeye dayalı satışlar,
-Kamu yatırımları (karayolu, demiryolu, sulama kanalları),
-Doğal afetler (sel, taşkın, heyelan).
Parçalanan araziler, hem işlenmesi zor hem de verimsiz hale gelebilir. İşte toplulaştırma bu sorunları çözmek için yapılır. Arazi toplulaştırması mevzuatımızda 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu, Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği ve Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Arazi Toplulaştırmasına İlişkin Tüzük kapsamında düzenlenmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu da arazi toplulaştırması ile bağlantılı hükümler içermektedir.
3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri başlıklı 6. Maddesine göre:
“Bu Kanunda belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere uygulama alanlarında ilgili kuruluşça, isteğe bağlı veya maliklerin muvafakatı aranmaksızın arazi toplulaştırılması yapılabilir.”
-İsteğe bağlı olanlara öncelik vermek kaydıyla arazi toplulaştırmasını teşvik için ilgili kuruluşça arazi genişletmek gibi destekleyici tedbirler alınabilir.
- Toplulaştırma alanlarında gerçek kişilerle kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine ait araziden projenin özelliğine göre, yol ve kanal gibi kamunun ortak kullanacağı yerler için % 10’a kadar katılım payı kesilir. Toplulaştırma nedeniyle kapanan yollarla, yol fazlalıkları da aynı amaç için kullanılır. Katılım payı için herhangi bir bedel ödenmez. Ancak, katılım payı dışında kesilen arazi, öncelikle varsa eş değer Hazine arazisinden karşılanır. Yoksa, kesilen arazi için kamulaştırma işlemi yapılır.
- Toplulaştırma sonunda dağıtılan veya sahibine bırakılan tarım arazisi malikleri adına, geriye kalan arazi ise Hazine adına uygulayıcı kuruluşun talebi ile tapuya tescil edilir. Malikleri adına tescil edilen arazi bu Kanun hükümleri dışında o bölge için tespit edilen dağıtım normundan daha küçük parçalara rızaen veya hükmen taksim edilemez ve ifraz işlemlerine konu olamaz. Bu husus tapu siciline şerh edilir.
- Toprak ve su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi, kırsal alanda su temini ve kullanılmış suların uzaklaştırılması hizmetleri, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile birlikte planlanır. Tarla içi geliştirme hizmetleri; tarla yolları ve sanat yapıları, açık ve kapalı drenaj, sulama tesisleri, kimyasal maddeler kullanılarak arazi ıslahı, toprak muhafazası ve dere yatağı ıslahı gibi faaliyetleri kapsar.
- Ortak kullanım alanları olarak planlanan alanlarda toplulaştırma çalışmaları süresince tarımsal faaliyetlerde bulunmak ilgili kuruluşun iznine bağlıdır.
- Toplulaştırmada kanal ve yol gibi kamunun ortak kullanacağı alanlar olarak planlanan yerlerdeki mütemmim cüzlerin karşılığı ile çiftçiye yeni parseller teslim edilene kadar doğabilecek gelir kayıpları uygulayıcı kuruluşça karşılanır.
- Toplulaştırma esas ve usulleri ile toprağın derecelendirilmesi ile tarla içi geliştirme hizmetlerinin nasıl yapılacağı yönetmelikte belirtilir.” şeklindedir.
Toplulaştırma iki şekilde yapılabilir: İsteğe bağlı veya zorunlu toplulaştırma.
İsteğe Bağlı Toplulaştırma
İsteğe bağlı toplulaştırma, toplulaştırma yapılacak alan içerisinde hem sahip oldukları arazilerin alansal olarak yarıdan fazlasına malik bulunan arazi sahiplerinin hem de arazi sahiplerinin sayı olarak yarıdan fazlasının yazılı muvafakati ile yapılabilir. Bu karar, toplulaştırmaya konu alandaki tüm malikleri bağlayıcı niteliktedir. Bu işleme başlamak için Cumhurbaşkanı kararı gerekir. Karar Resmî Gazete’de yayımlandığında süreç resmen başlar ve bölgede ilan edilir.
Zorunlu Toplulaştırma
Zorunlu arazi toplulaştırması, tarım arazilerinin daha düzenli, ekonomik ve verimli biçimde kullanılmasını temin etmek amacıyla kamu yararının gerektirdiği hallerde maliklerin rızası aranmaksızın devlet ve diğer kamu otoriteleri tarafından yürütülen idari bir uygulamadır. Bu kapsamda, parçalı ve dağınık durumdaki taşınmazlar yeniden planlanmakta, birleştirilmekte ve tarımsal faaliyetlerin daha etkin şekilde yapılması hedeflenmektedir. Ancak verimli ve olumlu bir işlem gibi gözükse de bazı olumsuzlukları da beraberinde getirebilir.
Örneğin; Toplulaştırma işlemi sırasında gerçekleştirilen bölme ve birleştirmeler sonucunda, uygulamaya tabi tutulan taşınmazların farklı kişilerle paylı mülkiyete konu olması söz konusu olabilmekte; bu durum sosyal ilişkilerin zedelenmesine, kültürel ve tarihî değerlerin zarar görmesine yol açabilmektedir. Ayrıca miras ilişkilerinden kaynaklanan mevcut hassasiyetler derinleşerek yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olabilmekte, arazilerin ekonomik değerinde düşüş yaşanabilmektedir. Bunun yanında, mevzuat gereği hazineye devredilen %10 oranındaki pay ile ihtiyaç halinde taşınmazlar üzerinde gerçekleştirilen kamulaştırma işlemleri de arazi maliklerinin hak kaybı ve mağduriyet yaşamasına sebebiyet verebilmektedir.
– Zorunlu Toplulaştırma işlemi DSİ’nin yürüttüğü işlemler ile arazi sahiplerinin rızası aranmaksızın Cumhurbaşkanı kararı ile alınır. Cumhurbaşkanı kararı çıktıktan sonra yeni bina veya kalıcı tesis yapmamak gerekir çünkü bunlar toplulaştırma sonrası değerlendirmede dikkate alınmaz ve hak kaybına neden olabilir
-Cumhurbaşkanının verdiği “Zorunlu Toplulaştırma” kararına karşı hukuken ilgili olan kişiler, kararın Anayasa’nın 125. Maddesi uyarınca idari işlem niteliğine sahip olması nedeniyle bu kararlara karşı Danıştay’da iptal davası açılabilecektir. Bu aşamada iptal davası, sonradan telafisi imkansız hallere imkan verileceği gerekçesiyle “Yürütmenin Durdurulması” talepli olarak açılmalı ve varsa hukuka aykırı işleyen sürecin durdurulması kararı alınması sağlanmalıdır.
- Bu iptal davası, karar Resmi Gazete’de yayınlanmasından itibaren 60 gün içerisinde açılmalıdır. Devamında ise yapılan yargılama sonucunda olumlu sonuç çıkarsa Cumhurbaşkanı kararı iptal edilir ve varsa karardan doğan işlemlerden dolayı zarara uğrayanlar idari yargı mercilerinde “Tam Yargı Davası” açabilirler. Olumsuz sonuç alınması durumunda ise; cumhurbaşkanı kararı geçerlilik kazanır. Ancak işleme ilişkin hukuka aykırılık olduğuna inananlar bu işlemden doğan haklarının zedelendiğine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi’ne “Bireysel Başvuru” yoluna başvurabileceklerdir. Bu yol ile, Anayasa’da temel haklar arasında sayılan 35. Maddede yer alan “Mülkiyet Hakkının ihlalinden” yola çıkılarak başvuruda bulunulabilecektir.
Toplulaştırma Süreci
- Toplulaştırma işlemleri, arazi sahiplerinin isteğiyle veya zorunlu olarak yapılabilir. Her iki durumda da başlangıç için Cumhurbaşkanı kararı gerekir. Karar Resmî Gazete’de yayımlandığında süreç resmen başlar ve bölgede ilan edilir.
- Toplulaştırma alanlarına yol ve sulama kanalı gibi kamusal alanlar üretebilmek için her araziden yaklaşık %10’luk bir kesinti yapılabilir. Ancak bu %10’luk kesinti için arazi sahiplerine herhangi bir ödeme yapılmaz. Eğer %10 yetmezse, daha büyük kamu yatırımları için mümkünse arazi hazine adına tescil edilir. Aksi halde ilgili kurum tarafından kamulaştırılır.
- Toplulaştırma işlemleri Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yürütülür. Ancak kaynaklarda “proje idaresi” denilerek daha geniş bir kavram üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda belediyeler, il özel idareleri, sulama kooperatifleri gibi tüzel kişilerde DSİ’nin onayı ve denetimi altında özel arazi toplulaştırması yapabilir.
- Süreç boyunca araziler üzerinde tapuda toplulaştırma tescili şerh edilir. Böylece arazileri satın almak isteyen kişiler bilgilendirilir. Gerçek kişilere ait arazilerin mülkiyet ve zilyetlik devri ve temliki gerçekleşmez; bu araziler ipotek edilemez ve satış vaadine konu edilemez. Tapuya yapılacak bu tescil en fazla 5 yıl süreyle hak kısıtlayabilir.
Değerleme
Arazi Derecelendirme Komisyonunca arazilerin tarımsal verimliliğini ve işlevselliğini tespit etmek amacıyla arazi derecelendirme planı hazırlanır. Bu plan herkesin görebileceği yerde genellikle muhtarlık, köy camisi veya köy kahvesinde 30 gün süre ile askıya çıkarılır. Arazi malikleri ve diğer ilgililer, arazi derecelendirmesi ile ilgili itirazlarını, ilanın başlangıcından ilanın kaldırıldığı günü takip eden iş gününün mesai bitimine kadar yazılı olarak DSİ veya proje idaresine yapabilirler. Bir belgeye dayanmayan ve yazılı olarak yapılmayan itirazlar incelenmez. Arazi derecelendirme komisyonu tarafından itirazlar kayıt altına alınır ve itirazlar, askı bitim tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde değerlendirilir. İtirazlar, derecelendirme çalışmasını değiştirmiyor ise ilgililere yazılı olarak cevap verilir ve yeni bir askıya çıkılmadan kesinleşir. İtirazlar, derecelendirme çalışmasını değiştiriyor ise 30 gün süre ile ikinci kez askıya çıkarılarak ilan edilir. Arazi malikleri ve diğer ilgililer, ilanın başlangıcından ilanın kaldırıldığı günü takip eden iş gününün mesai bitimine kadar DSİ veya proje idaresine yazılı olarak itiraz edebilirler. DSİ veya proje idaresi bu itirazları kayıt altına alarak askı bitim tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde karara bağlar. DSİ veya proje idaresinin kararı kesin olup itirazların sonucu, askı ilanı ile ilgililere duyurulur.
Planlama
Önce proje alanı doğal ve yapay sınırlarla daha büyük bölümlere ayrılır bunlara blok denilir. Sonra bu bloklar içinde daha düzenli, daha büyük parseller planlanır. Daha sonra proje yetkilileri her bir malikle tek tek görüşür. Maliklere yeni parselasyon ile ilgili tercihleri sorulur. Yönetmeliğe göre teknik kısıtlamalar nedeniyle her talep karşılanamayabilir, ancak mümkün olduğunca dikkate alınması gerektiği vurgulanır. Ortak tesislere katılım payı adında her malikin başta hesaplanan toplam parsel değer sayısından en fazla %10 oranında yol, sulama kanalları, drenaj alanları gibi ortak kullanılan alanlar için kesinti yapılır ve bu kesinti için maliklere bedel ödenmez. Arazi üzerindeki ev, ahır ,ağıl gibi yapılar ayrı değerlendirilir ve mümkün olduğunca eski malikte kalması sağlanır.
Uygulama ve Teslim
Yeni parseller son kez 30 gün süre ile askıya çıkarılır. Böylece maliklere kendilerine verilen yeni parselin yerine ve şekline son kontrol ve itiraz imkanı tanınmıştır. DSİ veya proje idaresince arazi derecelendirmeleri esas alınarak yapılan veya yaptırılan yeni parselasyon planı ve yeni mülkiyet listeleri DSİ veya proje idaresinin internet sayfalarında, mahallindeki muhtarlık binası, köy konağı, köy camisinden biri ile yerleşim biriminin bağlı olduğu kaymakamlığın ilan tahtalarında otuz gün süreyle askıya çıkılarak ilan edilir. Arazi malikleri ve diğer ilgililer, ilanın başlangıcından ilanın kaldırıldığı günü takip eden iş gününün mesai bitimine kadar DSİ veya proje idaresine yazılı olarakitiraz edebilirler. Bir belgeye dayanmayan ve yazılı olarak yapılmayan itirazlar incelenmez. İtirazlar kayıt altına alınır ve DSİ
veya proje idaresince askı bitim tarihinden itibaren değerlendirilerek parselasyon planları aynı ilan yöntemleriyle ikinci kez otuz gün süreyle askıya çıkarılarak ilan edilir. Arazi malikleri ve diğer ilgililer, ilanın başlangıcından ilanın kaldırıldığı günü takip eden iş gününün mesai bitimine kadar DSİ veya proje idaresine yazılı olarak itiraz edebilirler.DSİ veya proje idaresi, bu itirazları kayıt altına alarak askı bitim tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde karara bağlar. DSİ veya proje idaresinin kararı kesin olup, tescile esas parselasyon planları hazırlanarak alışılmış usullerle mahallinde ilan edilir ve aynı zamanda ilgili kadastro müdürlüğüne gönderilir. Yeni parselasyon planı ve mülkiyet listeleri uygulamayı yapan DSİ veya proje idaresi tarafından onaylandıktan sonra kesinleşir. Onaylı plan araziye aplike edilir, köşe noktaları kazıklarla işaretlenir. Malikler davet edilip yeni parseller yerinde gösterilir ve yer teslim tutanağı imzalatılarak yeni arazileri resmi olarak teslim edilir.
-Tapu ve kadastro müdürlüklerinde:
-Eski parseller silinir,
–Yeni parseller malikler adına tescil edilir,
-Yeni plan, o bölgenin resmi kadastral plan yani tapu planı haline gelir.
Toplulaştırmanın Faydaları
- Arazilerin Birleştirilmesi: Aynı kişiye ait küçük, parçalı araziler tek bir yerde birleştirilir ve mümkün olduğunca tek parça haline getirilir.
- Düzgün Şekillendirme: Üçgen veya beşgen gibi şekilsiz araziler, kare veya dikdörtgen gibi düzenli şekillere dönüştürülür. Böylece tarla işlenmesi kolaylaşır ve bakım maliyetleri düşer.
- Yola Cephe Sağlanması: Toplulaştırma sonrası tüm araziler bir yola sahip olur. Bu, ulaşımı hem daha hızlı hem de ekonomik hale getirir.
- Tarım Makineleri ve Zirai Mücadele: Düzenli ve tek parça araziler, tarım makinelerinin kullanımını kolaylaştırır ve zirai mücadeleleri daha verimli hale getirir.
- Kullanılamayan Arazilerin Kazanılması: Yol, demiryolu veya kanal gibi projeler nedeniyle küçük ve kullanılamaz hale gelen arazi parçaları artık değerlendirilebilir.
Sonuç olarak toplulaştırma işlemi Tarımsal üretimi, ülkenin yerel tarım ürünlerini arttırmayı, kırsal kesimde yaşayan nüfusun ise refahını/hayat standartlarını arttırmayı, zamandan, işgücünden ve sermayeden tasarruf etmeyi amaçlar. Faydaları olarak ise arazinin değerini arttırır, parçacılığı azaltır ve küçük parçalar halinde olan arazileri kullanılabilir hale getirir.
Konuyla İlgili Danıştay Kararları
Danıştay 17. Dairesi, 2015/8495 Esas, 2016/4664 Karar, 16.06.2016 Tarihli Kararı
“Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, toplulaştırma uygulamasında uygulamaya giren bütün taşınmazların yola cepheli parsel haline getirilmesi amaçlanmasına rağmen, davacıya nihai olarak verilen 8 nolu parselin yola cephesi olmayan parsel olarak verildiği, böylelikle uygulama alanındaki bütün parsellerin yola cepheli parsel olarak üretilmediği, böylelikle eşitlik ilkesine aykırı olarak bir kısım parsellerin yola cephesiz olarak üretilmesi, ayrıca kullanımı rantabl olmayan 5000 m2 nin altında parsel üretilmek suretiyle mevzuata aykırı işlem yapılmış olması nedeniyle dava konusu toplulaştırma işleminin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline…” şeklindedir.
Danıştay 10. Dairesi, 2021/3874 Esas, 2022/285 Karar, 20.01.2022 Tarihli Kararı
“Uyuşmazlık, arazi toplulaştırması öncesinde davacıya ait kadastral parselin içinde bulunan kuyunun, sabit tesis niteliğinde bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla toplulaştırma uygulaması sonucunda kadastral parsel içinde korunmasının mevzuata göre gerekli olup olmadığı hususundan kaynaklanmaktadır. Davalı idarece, davacının taşınmazı üzerinde birden fazla sabit tesisin olduğu, yapılan uygulama sonucunda ancak seranın korunabildiği, sondaj kuyusunun sabit tesis olarak dikkate alınmadığı savunulmuştur.
Öncelikle, yukarıda aktarılan yer altı suları hakkındaki mevzuat hükümleri gereği, derinliği 10 metre ve daha altında olan kuyuların hukuken el ile açılan kuyu niteliğinde olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenerek dosyaya sunulan 11/03/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacının parseli içinde bulunan kuyunun, derinliği 10 metrenin altında olan sığ (keson) kuyu niteliğinde olduğu, arazi toplulaştırması mevzuatında korunacağı belirtilen kuyunun ise derinliği 10 metrenin üzerinde olan ve yer altı suları mevzuatı uyarınca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ruhsata bağlanan derin kuyu niteliğinde olması gerektiği, bu nedenle davacının parselindeki kuyunun sabit tesis niteliğinde değerlendirilmediği görüş ve tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
Aynı doğrultuda, uyuşmazlığa konu eski …sayılı parselde bulunan davacıya ait kuyu hakkındaki DSİ Genel Müdürlüğü 18. Bölge Müdürlüğünün 07/10/2015 tarih ve 653306 sayılı yazısında, kuyunun derinliğinin 10 metre olduğu ve el ile açılan kuyular sınıfına girdiği, bu nedenle yer altı suyu arama ve kullanma belgesine sahip olmadığı belirtilmiştir.
Buna göre, yukarıda anılan mevzuat hükümleri, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun incelenmesinden; davacının kadastral parseli içinde yer alan kuyunun, sabit tesis niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla arazi toplulaştırması sonucunda davacıya tahsis edilen yeni parsel içinde yer verilmemesinin, toplulaştırma ilke ve esaslarına aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken…”
Danıştay 4. Dairesi, 2023/13586 Esas, 2025/3440 Karar, 28.05.2025 Tarihli Kararı
“Arazi toplulaştırması, çeşitli nedenlerle ekonomik olarak tarımsal faaliyetleri yapmaya imkân vermeyecek biçimde parçalanmış, dağılmış, bozuk şekilli parsellerin modern tarım işletmeciliği esaslarına göre uygun biçimde birleştirilmesi, şekillendirilmesi ve yeniden düzenlenmesi işlemi olup amacı tarım işletmelerinin sahip oldukları küçük, parçalı ve dağınık arazileri modern tarım işletmeciliğine göre yeniden düzenleyerek, daha az zaman, işgücü ve sermaye kullanımı sağlamak, üretimi ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmak ve kırsal kesimdeki nüfusun hayat standartlarını yükseltmektir.
Dosyaya sunulmuş bilirkişi raporunda, … ve … parsellerin 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine dair Tarım Reformu Kanunu ve Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliğinde öngörülen usule ve şekle uygun olarak yapıldığı, davacıya verilen taşınmaz ile önceki taşınmazların konum ve verimlilik esaslarına göre eşdeğer olduğu, davacıya ait önceki parseller ile tahsis edilen yerlerin teknik kriterlere ve fiili duruma uygun olduğu belirtilmiş olup, … ve …nolu parselin uydu görüntülerinin incelenmesinden taşınmazın geometrik yapısının davacının fiili durumuna göre düzenlendiği, taşınmazda dağınık biçimde ve taşkın şekilde bulunan sabit tesislerin yeni parselin sınırları içerisine alındığı, eski parsele tam olarak dahil olmayan ev ve ağaçların parsele dahil edilerek parsel sahibine fayda sağlandığı, parsellerin yerlerinde korunduğu dikkate alındığında, yapılan arazi toplulaştırması işleminde … ve … parsel yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?
Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.
İlgili Yazılarımız
- Mirasçılık Belgesi
- Terekenin Tespiti Ve Teslimi Davası
- Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir?
- Mal Değişim Sözleşmesi (Trampa)
- İdarenin Mal Edinme Yöntemleri
Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz?
Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için [email protected] adresine mail gönderebilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz. (Avukatlık Kanunu uyarınca ücretsiz danışmanlık ve bilgi verme hizmetimiz bulunmamaktadır.)
AV.İREM BİKE DEMİRHAN