Türk Medeni Kanunu’nda 6 tane boşanma sebebi öngörülmüştür. Bunlar; zina, hayata kast ve pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, uygulamada şiddetli geçimsizlik olarak da bilinir. Bu yazımızda, genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması üzerinde duracağız.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI

Aile, kişilerin doğduğu andan itibaren içinde yaşama ihtiyacı duyduğu topluluktur. İnsan yaşamının başlangıcıyla var olmuştur. En eski topluluk şeklidir. Evlilik birliğinin sağlanması ile kurulmaktadır. Evlenme; bir kadın ve bir erkeğin, yaşam boyu sürdürmek üzere yetkili memur önünde birliktelik kurmalarıdır. Evlilik, eşlerin maddi ve manevi olarak birbirlerine bağlandıkları, ortak bir hayat kurdukları süreçtir. Evliliğin kurulması ile birlikte, evlilik birliği de başlar. Evlilik birliği, evlenmeyle kendiliğinden oluşan yasal birlikteliktir. Ortak hayat; eşlerin, evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirme amacıyla birlikte yaşadıkları süre içinde oluşacak durumdur.

Boşanma; geçerli olarak kurulmuş bir evlilikte kanunda belirtilen nedenlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, eşlerden birinin dava açması üzerine mahkemenin kararıyla evlilik birliğinin sona erdirilmesidir.

Boşanma davası; belirli sebeplerin varlığı halinde evlilik birliğini sona erdiren, yenilik doğuran bir dava türüdür. Türk Medeni Kanunu’nda boşanma nedenleri sınırlı sayı ilkesine göre düzenlenmiştir. Bu yüzden kanunda sayılan nedenler dışındaki durumlar boşanma davasına konu olamaz. Boşanma davası açabilmek için geçerli bir evliliğin bulunması gerekir. Bu davayı yalnızca eşler açabilir, hakimin kararıyla birlikte boşanmaya hükmedilir.

BOŞANMANIN DAYANDIĞI TEMEL İLKELER

Türk Medeni Kanunu, boşanma konusunda ilkelerden birini seçmemiş, farklı boşanma sebeplerine göre farklı ilkeleri tercih ederek karma bir sistem benimsemiştir.

  1. KUSUR İLKESİ: Bu ilkeye göre boşanma, eşlerden en az birinin gerçekleştirdiği kusurun varlığı neticesinde gerçekleşir. Burada bahsedilen kusur, evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerin tarafça yerine getirilmemesi veya ihlal edilmesidir. İlke, kusursuz olan eşin korunmasını esas alır. Boşanma hakkı kusursuz olan eşe tanınmaktadır. Kusurlu olan eşin boşanma davası açma hakkı yoktur. Çünkü ”hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemez.” Örneğin eşlerden biri zina, terk gibi kusur sayılan davranışlarda bulunursa boşanma hakkı diğer eşindir.
  2. İRADE İLKESİ: Bu ilkeye göre; evlilik birliğini kurmaya yeterli olan taraf iradeleri, boşanmaya da yeterli olmalıdır. Eşlerden biri veya her ikisi tek taraflı olarak boşanma iradesini açıklar. Bunun üzerine boşanma gerçekleşir.
  3. TEMELDEN SARSILMA İLKESİ: Temelden sarsılma durumunda, eşlerin evlilik birliğini sürdürmeleri artık kendilerinden beklenemeyecek hale gelmiştir. Evlilik birliği temelden sarsılmışsa, evliliğin devam etmesinin faydalı olmadığı anlaşılır. Evliliği devam ettirmeme arzusu eşlerden beklenebilir. Sağlıklı şekilde ilerlemeyen evlilik birliği, toplum düzeni ve sosyal yapı açısından ciddi bir bozulmaya veya düzensizliğe yol açtığı için bitirilmelidir.
  4. ELVERİŞSİZLİK İLKESİ: Eşlerden biri, bedensel veya ruhsal bozukluklarından dolayı evlilik hayatını ve yükümlülüklerini yerine getirmekte elverişsiz duruma gelmişse evliliğe son verilebilir. Eşlerden birinde mevcut olan özrün, diğer eş için ortak hayatı çekilmez kılması gerekir. Örneğin; kısırlık, iktidarsızlık, akıl hastalığı durumunda elverişsizlik ilkesi uygulama alanı bulabilir.
  5. EYLEMLİ AYRILIK İLKESİ: Eşler arasında sürekli ve eylemli bir şekilde birbirinden ayrı yaşama isteği bulunduğunda, evliliği devam ettirmenin anlamı yoktur. Bu durum, ortak hayatı sürdürme isteğinin kalmadığını göstermektedir. Taraflar ve toplum açısından evliliği devam ettirmenin faydası kalmamıştır.

BOŞANMA SEBEPLERİ

  • ÖZEL BOŞANMA SEBEPLERİ: Kanunda özel olarak belirtilen bir sebebin gerçekleşmesi koşuluna bağlanan boşanma sebepleri özel boşanma sebebidir. Bahsedilen olay dışındaki sebepler boşanma sonucunu doğurmaz. Türk Medeni Kanunu’nda; zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.
  • GENEL BOŞANMA SEBEPLERİ: Kanunda ismen düzenlenmiş, fakat kapsamına giren olaylar sınırlayıcı bir biçimde düzenlenmemiştir. Taraflar, herhangi bir özel sebebe dayanmadan, genel boşanma sebebine dayanarak boşanma davası açabilir. Türk Medeni Kanunu’nda; evlilik birliğinin temelden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve ortak hayatın kurulamaması nedeniyle boşanma genel boşanma sebepleri olarak düzenlenmiştir.
  • MUTLAK BOŞANMA SEBEBİ: Kanunda belirtilen olayın gerçekleşmesi, boşanma neticesini doğurabiliyorsa mutlak boşanma sebebi mevcuttur. Olayın evlilik birliği üzerindeki etkisi önemsizdir, gerçekleşmesi boşanma neticesini doğurmak için yeterlidir. Hakim, mutlak boşanma nedenlerinin varlığı halinde, nedenin gerçekleşmesini yeterli kabul edip ortak hayatın çekilmez hale gelmiş olmasını aramayacaktır ve kendi takdir hakkını kullanamayacaktır. Örneğin; zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış ve terk mutlak boşanma sebeplerindendir.
  • NİSPİ BOŞANMA SEBEBİ: Nispi boşanma sebeplerinde; boşanmaya sebep olan olayın yanı sıra, tarafların evlilik birliğini sürdürmeleri beklenemeyecek derecede ortak hayatın çekilmez hale gelmesi şartı aranmaktadır. Yani, tek başına boşanmaya sebep olan olayın gerçekleşmesi yeterli değildir. Hakim, meydana gelen olayların diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediğinin tespitini yapacaktır. Çekilmez halin varlığını tespit ederse boşanmaya karar verecek, aksi durumda ise davayı reddedecektir. Hakimin takdir yetkisi mevcuttur. Örneğin; küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nispi boşanma nedenleridir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASININ HUKUKİ DAYANAĞI

TMK Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, genel boşanma nedenidir. Çünkü belirli bir olaya yönelik değildir, kanunda somut olarak evlilik birliğini temelden sarsan olaylar sayılmamıştır. Evlilik birliğinin temelden sarsılması nispi boşanma nedenidir. Çünkü boşanmaya sebebiyet veren olayın gerçekleşmesi yeterli değildir. Bunun yanında, eşler için ortak hayatın çekilmez hale geldiğinin tespiti gerekir.Hakim, evlilik birliğinin devamının eşlerden beklenebilirliğini tespit edecektir. Hakim, hangi olayların evlilik birliğini temelinden sarstığını değerlendirirken doktrin ve yargı kararlarından yararlanır.

İspat Yükü
İspat yükü davacıya, yani evlilik birliğinin temelden sarsıldığını iddia eden tarafa aittir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASININ AÇILMA ŞARTLARI

  1. EVLİLİK BİRLİĞİ TEMELİNDEN SARSILMIŞ OLMALI (OBJEKTİF ŞART): Evlilik birliği, eş hayatına devam etmenin mümkün olmadığı derecede eşler arasında geçimsizlik meydana geldiği halde temelinden sarsılır. Eşler arasındaki manevi birlik ortadan kalkmış, evlilik fikir olarak bitmiştir. Eşler; birlik, beraberlik düşüncesini ve bağlılık bilincini yitirmiştir. Evlilik birliği; bedensel, ruhsal veya ekonomik birliği bozan olaylar neticesinde temelinden sarsılabilir. Evlilik birliğini temelden sarsan olaylar çeşitlidir ve bu nedenle kanunla önceden belirlenmemiştir. Bu sebeple de hakimin geniş takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak eşler arasındaki anlaşmazlık ve geçimsizliğin, boşanmaya sebebiyet verebilmesi için evlilik birliğini temelden sarsacak derecede ciddi olması gerekmektedir. Küçük ve geçici anlaşmazlıklar, evlilik birliğini temelinden sarsma derecesine ulaşmayacak ve boşanmaya konu olmayacaktır. Yani temelden sarsılma herhangi bir uyuşmazlık değil, çok daha ciddi bir durumdur. Eşler, aralarında ciddi bir uyuşmazlık olmasına rağmen evliliklerini devam ettirme niyetinde olabilirler. Böyle bir durumda evlilik temelden sarsılmamış sayılır ve çekilmezlik değerlendirmesi yapılmasına gerek kalmaz.
  2. ORTAK HAYATA DEVAM ETMEK EŞLERDEN BEKLENİLEMEYECEK DERECEDE ÇEKİLMEZ HALE GELMELİ (SUBJEKTİF ŞART):Bu şart, boşanma sebebinin subjektif şartını oluşturur. Benzer nitelikteki olayların etkisi her evlilik birliğinde aynı olmayabilir. Bu yüzden, evlilik birliğinin temelden sarsılmasını tespit ederken subjektif şartın gerçekleşmesi de gerekmektedir. Yani geçimsizliğin bulunması tek başına yeterli değildir, bunun yanında eşler için ortak hayatın çekilmez hale gelmiş olması gerekir. Eşlerin evliliği devam ettirmeleri, kendilerinden beklenemez hale gelmiştir. Evlilik birliğini devam ettirmenin her iki eş için de çekilmez hale gelmiş olması gerekmez. Hakim, her evliliği kendi şartlarına göre değerlendirmeli ve evliliği devam ettirmenin mümkün olup olmadığını belirlemelidir.
  3. DAVALI, DAVACININ DAHA KUSURLU OLDUĞU İTİRAZINI İLERİ SÜRMEMELİ YA DA İLERİ SÜRÜLEN İTİRAZI KABUL EDİLMEMELİ: Evlilik birliğini temelinden sarsan olay; eşlerden birinin kusuruyla, her ikisinin kusuruyla veya ikisinin de kusuru olmadığı halde gerçekleşmiş olabilir. Eşler, kusurlu olsa bile boşanma davası açabilir. Ancak geçimsizlik kusurdan kaynaklanıyorsa, dava hakkı kusursuz veya daha az kusurlu olan eşe aittir. Yani ”davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. ”Tarafların kusuru eşitse veya taraflar kusursuzsa eşlerin ikisi de boşanma talep edebilir. İtiraz hakkının kötüye kullanılması ihtimaline istinaden Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesinin 2. Fıkrasında düzenleme yapılmıştır. ”Bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

YARGITAY KARARLARI ÇERÇEVESİNDE EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELDEN SARSILMASI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEBİLECEK BAZI HALLER

  • Duygusal Şiddet İçeren Davranışlar Nedeniyle Temelden Sarsılma: Manevi anlamda kişiye acı ve zarar veren söz ve davranışlar duygusal şiddet kapsamındadır. Duygusal şiddet niteliğindeki davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olabilir. Duygusal şiddete; küçümsemek, aşağılamak, kıyaslamak, hakaret etmek, tehdit etmek gibi davranışlar örnek verilebilir.
  • Ekonomik Şiddet İçeren Davranışlar Nedeniyle Temelden Sarsılma: Ekonomik şiddet; maddi değere sahip şeyin baskı, zorlama aracı olarak kullanılması anlamına gelir. Ekonomik şiddet içeren davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğurabilir. Örneğin; Eşlerden birinin eve haciz gelmesine sebep olması, zorla çalıştırmak, zorla işten çıkarmak ekonomik şiddet kapsamındadır.
  • Cinsel Şiddet İçeren Davranışlar Nedeniyle Temelden Sarsılma: Cinsel şiddet; karşı tarafın cinsel özgürlüğüne saldırı teşkil eden, istemediği cinsel eylemlerin yapıldığı bir şiddet türüdür. Eşlerin, cinsel şiddet içeren davranışları da evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumunun gerçekleşmesine neden olur. Örneğin; zorla cinsel ilişkiye girmek, cinsel yönden aşağılayıcı sözler söylemek, başkasından çocuk yapmak cinsel şiddet kapsamındadır.
  • Fiziksel Şiddet İçeren Davranışlar Nedeniyle Temelden Sarsılma: Fiziksel şiddet, vücut bütünlüğüne zarar verici davranışlardır. Bu tür davranışlar da evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilir. Örneğin; bıçaklamak, dövmek, saç çekmek gibi fiiller fiziksel şiddet kapsamındadır.
  • Sosyal Şiddet İçeren Davranışlar Nedeniyle Birliğin Temelinden Sarsılması: Sosyal şiddet; kişinin onuruna, özgürlüğüne, bedensel bütünlüğüne, yaşam hakkına, cinselliğine ve güvenliğine yönelen; zorlayıcı ve sosyal fiillerdir. Bu tür fiiller, evlilik birliğini temelden sarsabilir. Örneğin; eşin kısıtlanması, eşe giyim konusunda baskı uygulamak sosyal şiddet kapsamındadır.
  • Görsel Şiddet İçeren Davranışlar Nedeniyle Birliğin Temelinden Sarsılması: Bireyin haklarına aykırılık teşkil eden, çeşitli belgelere dayandırılmış şiddet türüdür. Örneğin ;telefon, mesaj, günlük kayıtlarındaki aykırı davranışlar görsel şiddet kapsamına girmektedir.

AFFETMENİN BOŞANMA DAVASINA ETKİSİ

Boşanmaya konu olabilecek davranışta bulunan eşe karşı diğer eşin yaptığı affa yönelik her türlü eylem, bu davranışı affettiği manasına gelir. Bu durumda, eşinin yapmış olduğu -boşanmaya konu olabilecek- davranışı hoş gördüğü kabul edilir. Hoş görülen, affedilen olaylar sebebiyle boşanma davası açılamaz. Türk Medeni Kanunu’nda da belirtildiği üzere ”affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

OLAYLARIN GERÇEKLEŞME ZAMANININ BOŞANMA DAVASINA ETKİSİ

Evlilik birliğinden doğan hak ve yükümlülükler, evlilik ile birlikte başlamaktadır. Bu sebeple evlilikten önce gerçekleşmiş olaylar, temelden sarsılmaya sebep oluşturmaz. Evlilik içindeki davranışlar, boşanma sebebi olarak kabul edilebilir. Boşanma davasının açılma tarihinden sonra gerçekleşen olaylar da boşanmaya konu olamaz, ancak bu olaylar için yeni bir dava açılabilir. Yani, evlenme tarihinden boşanma davasının açılma tarihine kadar geçen sürede gerçekleşen olaylar boşanma davasında esas alınır. Ancak bu zaman aralığında gerçekleşmiş olsa bile, olayların affedildiği tespit edilirse dava reddedilir. Bununla birlikte kusurlu eylemin üzerinden makul kabul edilemeyecek uzunlukta süre geçmişse yine dava reddedilir.

ÖRNEK YARGITAY KARARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/23870 E. , 2015/9446 K. Sayılı Kararı
…
Mahkemece, “davacının evi terk ettikten sonra davalı ile tekrar bir araya geldiği, karı koca olarak aynı çatı altında kaldıkları, bu durumda davacının davalıyı affetmiş olduğu, aftan önceki olaylara dayanılarak da boşanma talep edilemeyeceği” gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davalının, eşine, eşinin ablasına ve kayınbabasına sirkaflı küfürler ettiği, son olarak da eşine fiziki şiddet uyguladığı, davacının gördüğü şiddet üzerine yüzü morarmış olarak çocuğu ile birlikte ablasının yanına sığındığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davacı ablasının evinde iken davalının “barışmak istediğini” söyleyerek bu eve bir kaç kere geldiği ve davacıyla gece aynı odada birlikte kaldıkları tanık … tarafından ifade edilmiştir. Mahkemece, bu durum “af” olarak değerlendirilmiştir. Davalının bundan sonra evlilik birliğini amacına uygun devam ettirme yönünde bir girişimi bulunmamaktadır. Tanık …’nin beyanına göre de, köydeki yakınlarına ” ben canım istediğinde karımın yanına gidiyorum, istediğim gibi cinsel birlikteliği kurup geri dönüyorum” gibi aşağılayıcı sözler söylediği de gerçekleşmiştir. Davalının sonraki bu tutumu davacının iyi niyetini suistimal niteliğindedir. Böyle bir durumda davacının davalıyı ablasının evinde kabul etmiş olması artık “af” olarak görülemez. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın, artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.m.166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır…

Bizimle nasıl iletişime geçebilirsiniz?

Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için [email protected] adresine mail gönderebilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz. (Avukatlık Kanunu uyarınca ücretsiz danışmanlık ve bilgi verme hizmetimiz bulunmamaktadır.)

Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?

Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl  Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.

İlgili Yazılarımız;

AV.İREM BİKE DEMİRHAN