Sebepsiz zenginleşme, bir kişinin haklı bir neden olmaksızın başkasının malvarlığı aleyhine zenginleşmesi durumudur. Bu durumda, haksız kazanç sağlayan kişinin elde ettiği değeri iade etmesi gerekir.

Sebepsiz Zenginleşme Nedir? (TBK m.77)

Sebepsiz zenginleşme; bir kişinin haklı bir hukuki sebep olmaksızın başka bir kişinin malvarlığından veya emeğinden yararlanarak malvarlığında artış sağlaması ve bu nedenle elde ettiği kazancı iade etmekle yükümlü olması durumudur. Sebepsiz zenginleşmenin varlığından söz edilebilmesi için, bir tarafın malvarlığında zenginleşme meydana gelirken diğer tarafın buna bağlı olarak fakirleşmiş olması ve bu durum arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Sebepsiz zenginleşme 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun da şu şekilde düzenlenmiştir:

MADDE 77- Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.

MADDE 78- Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır.

MADDE 79- Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.

MADDE 80- Zenginleşen iyiniyetli ise, yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri, geri verme isteminde bulunandan isteyebilir. Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinden sadece geri verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir. Zenginleşen, iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın, diğer giderlerinin ödenmesini isteyemez. Ancak, kendisine karşılık önerilmezse, o şey ile birleştirdiği ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri geri vermeden önce ayırıp alabilir.

MADDE 81- Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.

MADDE 82- Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.

Sebepsiz Zenginleşmenin Şartları Nelerdir?

Bir durumun sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilebilmesi için dört temel unsurun birlikte bulunması gerekmektedir:

  • Zenginleşme: Bir kişinin malvarlığında aktiflerin artması veya pasiflerin azalması suretiyle ekonomik bir değer artışı meydana gelmelidir. Örneğin, gerçekte mevcut olmayan bir borcun ödenmesi nedeniyle kişinin malvarlığının artması bu kapsamda değerlendirilir.
  • Fakirleşme: Zenginleşmeye karşılık olarak diğer kişinin malvarlığında bir azalma meydana gelmelidir.
  • İlliyet Bağı: Zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. Başka bir ifadeyle, bir tarafın malvarlığındaki artış diğer tarafın malvarlığındaki azalmadan kaynaklanmalıdır.
  • Haklı Sebebin Bulunmaması: Meydana gelen zenginleşmeyi haklı kılacak bir sözleşme, kanuni düzenleme veya başka bir hukuki sebep bulunmamalıdır.
  • Örneğin; A, B’ye olan 150.000 TL tutarındaki borcunu ödemek isterken IBAN bilgisini hatalı yazmış ve söz konusu tutarı yanlışlıkla C’nin banka hesabına göndermiştir. C, hesabına gelen paranın kendisine ait olmadığını fark etmesine rağmen parayı iade etmemiştir. Bu durumda sebepsiz zenginleşmenin unsurları şu şekilde oluşmaktadır:

    • C’nin malvarlığında 150.000 TL tutarında artış meydana gelmiştir. (Zenginleşme)
    • A’nın malvarlığında aynı miktarda azalma gerçekleşmiştir. (Fakirleşme)
    • A tarafından gönderilen para doğrudan C’nin hesabına geçtiğinden, zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun illiyet bağı bulunmaktadır. (İlliyet Bağı)
    • C’nin söz konusu parayı elde etmesini haklı kılacak herhangi bir sözleşme, borç ilişkisi veya hukuki sebep mevcut değildir. (Haklı Sebebin Bulunmaması)

İfa Yoluyla Zenginleşmeler: İfa yoluyla zenginleşmeler de gerçekte sebep ya hiç yoktur ya da geçersiz kılınmıştır. Başka bir ifade ile bir kişinin, bir borcu ifa etmek veya ifa ettiğini düşünerek karşı tarafa bilinçli şekilde bir kazandırmada bulunması; ancak bu kazandırmanın geçerli bir hukuki sebebe dayanmaması durumudur. Bu durumda sebepsiz zenginleşmedir ve iadesi yapılmalıdır. Borç olmadığı halde ödeme, geçersiz sözleşme sebebi ile yapılan ödeme gibi durumlar ifa yoluyla zenginleşmedir.

İfa Dışı Zenginleşmeler : Zenginleşmenin, herhangi bir ifa olmadan yani bilinçli bir kazandırma yapılmadan olmasıdır. Yapılan hatalar, haksız müdahaleler gibi durumlarda ifa dışı zenginleşmeler meydana gelir. Örneğin, yanlış havale ile başka birisini zenginleştirme, başkasının malını kullanma vb.

Yargılamada, ifa dışı mı yoksa ifa yoluyla mı sebepsiz zenginleşmenin mevcut olduğunun tespiti oldukça önemli bir husustur. Çünkü ispat yükünün belirlenmesinde, iyi niyet- kötü niyet değerlendirmesinde, iade kapsamının belirlenmesi gibi hususların belirlenmesi doğrudan davanın sonucu etkileyebilir.

Sebepsiz Zenginleşme Davası

Sebepsiz zenginleşme davası ise, bir kişinin haklı bir hukuki sebep olmaksızın başka bir kişinin malvarlığından yararlanarak zenginleşmesi halinde, bu haksız kazancın iadesini sağlamak amacıyla açılan eda davasıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 77–82 hükümlerinde yer alır.
Sebepsiz zenginleşme davası; bir kişinin hukuka uygun bir dayanağı olmamasına rağmen, malvarlığında ki haksız artışların iadesini yaparak, kazançlardaki dengenin, adaletin ve hakkaniyetin korunmasını amaçlamaktadır. Sebepsiz zenginleşme, borç kaynaklarından biridir. Haksız fiil ve sözleşmeden doğan borç ilişkilerinden farklı olarak, taraflar arasında geçerli bir hukuki sözleşme bulunmaz. Önemli olan hukuki bir sebebe dayanmayan mal aktarımının olmasıdır.

Zamanaşımı Süresi: Sebepsiz zenginleşme davalarında zamanaşımı süresi kanun da şu şekilde ifade edilmiştir.

Madde 82-“Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”

İspat Yükü: Davacı; fakirleştiğini, davalının zenginleştiğini, aradaki nedensellik bağını ve hukuki sebebin bulunmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Davanın somut olaylarına göre, banka dekontları, faturalar, tanıklar, makbuzlar gibi delillerle ispat edebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme: Sebepsiz zenginleşme davasında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Sebepsiz Yetkili mahkeme ise genel yetki kuralına göre, davalının yerleşim yeridir.

Sebepsiz Zenginleşenin Geri Verme Yükümlülüğü: İyi niyetli zenginleşen, elde ettiği kazanımın haklı bir sebebe dayanmadığını bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen kişidir. Bu durumda iyi niyetli zenginleşen, yalnızca geri verme anında malvarlığında fiilen mevcut olan zenginleşme miktarıyla sorumlu tutulur; elinden çıkan veya tüketilmiş bulunan kısmı geri vermekle yükümlü değildir. Buna karşılık kötü niyetli zenginleşen ise elde ettiği kazanımın hukuki bir sebebe dayanmadığını bilen veya durumun gereklerine göre bilmesi gereken kişidir. Kötü niyetli zenginleşen, elde ettiği zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlü olduğu gibi, zenginleşmeden elde ettiği semereleri ve kusuruyla meydana gelen eksilmeleri de tazmin etmekle sorumludur. Kanun da sebepsiz zenginleşenin geri verme yükümlülüğü şu şekilde ifade edilmiştir:

MADDE 79- Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.
Yukarı da açıkça ifade ediliyor ki eğer sebepsiz zenginleşen, zenginleşmeyi istemeden önce elinden çıkarmışsa geri kalanı vermekle yükümlüdür. Örneğin; kendine gelen paranın bir kısmını harcamışsa ve bunu ispatlamışsa geri kalanını vermekle yükümlüdür. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise zenginleşenin iyi niyetli olup olmamasıdır. Niyetine bağlı olarak geri verme yükümlülüğü değişmektedir.

Konuya İlişkin Yargıtay Kararı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi- 2011/11511 E. 2011/19028 K.
“Mahkemece; “…Bir icra takibinde borçlu olmayan kişinin başkasına ait borcu ödemek zorunda bırakılması halinde, ödeme rıza ile olmadığından; ödeyen kişinin BK’nın 62. maddesinde anlamını bulan borçlu olmadığı şeyi özgür iradesiyle veren kişi durumunda olduğu kabul edilemez. Bu nedenle, dosyamızdaki olayda; davalı lehine sebepsiz zenginleşme gerçekleşmiştir. Hapis cezası tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kalan davacının, sebebinin sonradan ortadan kalkmış olması nedeniyle, kendisinin fakirleştiği, davalının zenginleştiği miktarı istemesi yasal olup, davalının aldığını, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre BK’nın 61. maddesi uyarınca davacıya geri vermesi gerekmektedir. Gerekçesiyle” davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.”
“Somut olayda ise; davalı alacaklı, takip borçlusu şirketin adresine haciz için gitmiş, bir kısım malları haczetmiş; davacı haciz mahalline gelerek kendisinin şirket yetkilisi olduğunu beyanla haciz tutanağını imza etmiştir. Davalı vekili, şirket yetkilisi olarak mal beyanında bulunmamaktan davacıyı şikayet etmiş; mahkemece 10 gün disiplin cezası verilmiş, bu karar da kesinleşmiştir. Davacı, bunun üzerine şirkete ait borcu ödemiştir. Görüldüğü üzere, davalı alacaklı, borcun tahsili için hukuki yollara başvurmuş ve alacağını tahsil etmiştir. Bu durumda, sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadeye karar verilebilmesi için, bir tarafın fakirleşmesi yanında diğer tarafın da zenginleşmesi olgusunun gerçekleşmesi gerekir.”
Mahkemece, yukarıdaki maddi ve hukuki olgular gözetilerek, davada sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği nedeniyle, davanın reddine karar verilmiştir.”

İlgili Yazılarımız

  • Borçtan Kurtulma Davası
  • Borçlunun Temerrüdü
  • Ad ve Soyadı Değiştirme Davası
  • Evlilik Sözleşmesi
  • Kiracı Nasıl Tahliye Edilebilir?

Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?

Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.

Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz?

Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için [email protected] adresine mail gönderebilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz. (Avukatlık Kanunu uyarınca ücretsiz danışmanlık ve bilgi verme hizmetimiz bulunmamaktadır.)

AV. İREM BİKE DEMİRHAN