Temyiz kanun yolu, istinaf incelemesinden geçen veya kanunda doğrudan temyize tabi olduğu belirtilen mahkeme kararlarının hukuka uygunluk bakımından üst mahkeme tarafından denetlenmesini sağlayan bir başvuru yoludur. Bu süreç, hukuki hataların giderilmesi ve kararların denetlenmesi açısından büyük önem taşır.

Temyiz Kanun Yolu Nedir?

Temyiz kanun yolu; ilk derece mahkemeleri veya bölge adliye mahkemeleri (istinaf mahkemeleri) tarafından verilen kararların hukuka uygunluğunun üst mahkeme tarafından denetlenmesini sağlayan olağan bir kanun yoludur. Türk hukuk sisteminde adli yargıya ilişkin temyiz incelemeleri Yargıtay tarafından, idari yargıya ilişkin incelemeler ise Danıştay tarafından yapılmaktadır.
-Temyiz incelemesinin amacı, davayı yeniden görmek veya maddi vakıaları baştan değerlendirmek değil; verilen kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığını denetlemektir. Bu nedenle temyiz aşamasında kural olarak yeni delil incelenmez ve yeniden yargılama yapılmaz. İnceleme, ağırlıklı olarak hukuki denetim çerçevesinde gerçekleştirilir. Temyiz kanun yolu aslında hükmün kesinleşmeden önceki son aşamayı oluşturmaktadır.

Hukukta İstinaf ile Temyiz Arasındaki Farklar Nelerdir?

İstinaf ve temyiz birbirinden farklı iki kanun yoludur. Uygulamada sıklıkla karıştırılsa da görevleri ve inceleme şekilleri farklıdır.

İstinaf Nedir?

İstinaf kanun yolunda, bölge adliye mahkemesi hem maddi vakıaları hem de hukuki yönleri inceleme yetkisine sahiptir. Bu kapsamda mahkeme, delilleri yeniden değerlendirilebilir, tanık dinlenebilir, eksik inceleme tamamlanabilir, maddi vakıalar tekrar incelenebilir. Mahkeme yapılan inceleme sonucunda davayı yeniden değerlendirerek yeni bir hüküm kurar. Bu nedenle teknik anlamda yerel mahkeme kararının “onanması” veya “bozulması” söz konusu değildir.

Temyiz Nedir?

Temyiz, bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların hukuka uygunluğunun Yargıtay tarafından denetlenmesini sağlayan olağan kanun yoludur. Temyiz incelemesinin amacı, istinaf mahkemesi kararının maddi vakıa yönünden yeniden değerlendirilmesi değil; uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya doğru uygulanıp uygulanmadığının, usul kurallarına uyulup uyulmadığının ve kararın hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesidir. Bu nedenle temyiz incelemesi, kural olarak hukuki denetim niteliği taşımaktadır.

Temyiz aşamasında yeni vakıa ileri sürülmesi ve yeni delil sunulması mümkün değildir. Aynı şekilde Yargıtay tarafından tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi yaptırılması, keşif icra edilmesi veya yeniden delil değerlendirmesi suretiyle maddi vakıa incelemesi yapılması söz konusu olmaz. İnceleme, dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler üzerinden gerçekleştirilmekte olup, esas itibarıyla hükmün hukuka uygunluğu değerlendirilmektedir.

Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay tarafından “onama”, “bozma” veya “düzelterek onama” kararı verilebilmektedir. Onama kararı ile istinaf mahkemesi hükmünün hukuka uygun olduğu tespit edilerek karar kesinleşme sürecine girmektedir. Düzelterek onama kararı ise hükümde yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen maddi hata veya hukuki yanlışlıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi suretiyle kararın onanmasıdır. Buna karşılık bozma kararı verilmesi hâlinde, hükmün hukuka aykırı olduğu tespit edilmekte ve dosya yeniden inceleme yapılarak karar verilmek üzere ilgili bölge adliye mahkemesine veya ilk derece mahkemesine gönderilmektedir. Bozma üzerine mahkeme, Yargıtay’ın bozma gerekçesine uygun şekilde yeniden değerlendirme yapmak ve yeni bir karar tesis etmekle yükümlüdür.

Temyiz Edilebilecek Kararlar Nelerdir?

Usul ekonomisi ilkesi gereği her mahkeme kararı temyiz edilememektedir. Kanun koyucu, yargılamaların gereksiz yere uzamasını önlemek ve üst derece mahkemelerinin iş yükünü azaltmak amacıyla temyiz hakkına bazı sınırlamalar getirmiştir. Bu düzenlemelerin temel amacı, düşük miktarlı uyuşmazlıkların sürekli olarak üst yargı mercilerine taşınmasını engellemektir. Böylece Yargıtay’ın daha önemli ve hukuki denetim gerektiren uyuşmazlıklara odaklanması amaçlanmaktadır. Kanun’da temyiz edilebilecek kararlar şu şekilde açıklanmıştır:

  • Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar
  • Hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlar

Temyiz Edilemeyecek Kararlar Nelerdir?

Bazı kararlar ise kesin nitelikte olup temyiz edilemez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362. Maddesinde sınırlı sayıda düzenlenmiştir.

  • (1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:

    1. a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar.( 2026 yılı için Temyiz sınırı 680.000 TL’dir)
    2. b)Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar.[58][59]
    3. c)(Değişik:22/7/2020-7251/39 md.)Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar.

    ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar.

    1. d) Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar.
    2. e) Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin kararlar.
    3. f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar.
    4. g)(Ek:22/7/2020-7251/39 md.)353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar.

    (2) Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.

TEMYİZ SÜRESİ NE KADARDIR?

Hukuk davalarında temyiz süresi, kural olarak kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesinden itibaren iki haftadır. Temyiz süresinin başlayabilmesi için kararın ilgili tarafa yasal tebligat kurallarına uygun biçimde bildirilmiş olması gerekir. Usulsüz yapılan tebligatlar, temyiz süresinin başlamasını engelleyebilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 361’de temyiz süresi şu şekilde düzenlenmiştir:
“Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.”
Aynı maddede ayrıca, davayı kazanan tarafın da hukuki yararının bulunması halinde temyiz başvurusu yapabileceği belirtilmiştir. Buna göre, karar lehine verilmiş olsa dahi hukuki menfaati bulunan tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır.

Temyiz Başvurusu Nasıl Yapılır?

Temyiz başvurusu, kararı veren mahkemeye hitaben hazırlanan bir temyiz dilekçesi ile yapılır. Temyiz başvurusu yapılırken, kural olarak kararın hangi nedenlerle hukuka aykırı olduğunun dilekçede belirtilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, temyiz dilekçesinde temyiz sebepleri ve hukuki gerekçeler açıkça gösterilmelidir.
Ancak Yargıtay, yalnızca tarafların ileri sürdüğü temyiz sebepleriyle bağlı değildir. İnceleme sırasında kanunun açık hükmüne aykırı bir durum tespit ederse, taraflar bunu dilekçede belirtmemiş olsa bile bu hususu kendiliğinden değerlendirebilir.

Temyiz İncelemesinin Aşamaları Nelerdir?

İlk derece mahkemesi kararlarından bazıları için Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılamaz. Bu tür kararlar, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen karar ile kesinleşmiş olur. Buna karşılık, temyize tabi olan bölge adliye mahkemesi hukuk daireleri kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz başvurusu yapılabilir. Süresi içinde yapılan başvuru üzerine Yargıtay tarafından hukuki denetim gerçekleştirilir.
Temyiz incelemesi belirli usul aşamalarından oluşmakta olup, süreç bu aşamalar çerçevesinde yürütülür:

  • Ön İnceleme: Mahkeme, temyiz başvurusunu öncelikle süre, harç ve diğer başvuru şartları bakımından inceler. Bu aşamada dosya, usule uygunluk yönünden ön incelemeden geçirilir. Başvuruda herhangi bir usulsüzlük veya eksiklik tespit edilmesi hâlinde, Yargıtay esasa ilişkin inceleme yapmadan temyiz başvurusunun reddine karar verebilir.
  • Esas İncelemesi: Esas inceleme aşaması, temyiz başvurusu yapıldıktan ve dosya ön inceleme aşamasını geçtikten sonra, dosyanın Yargıtay tarafından hukuki yönden değerlendirildiği aşamadır. Bu aşamada Yargıtay;
    – Kanunun doğru uygulanıp uygulanmadığı,
    – Usul kurallarına uyulup uyulmadığı,
    – Kararın gerekçeli olup olmadığı,
    – Tarafların savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı,
    – Delillerin hukuka uygun değerlendirilip değerlendirilmediği,
    – Kararda çelişki veya hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı gibi hukuki yönden bir değerlendirme yapar.

Esas İncelemesi Sonrası Verilecek Kararlar Nelerdir?

Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay, dosya hakkında farklı kararlar verebilir. Hukuk yargılamasında en sık karşılaşılan karar türleri; onama kararı, bozma kararı ve düzelterek onama kararıdır.

  1. Onama Kararı: Yargıtay’ın temyize konu edilen mahkeme kararını hukuka uygun bulması halinde verdiği karardır. Başka bir ifadeyle Yargıtay, kararın usul ve yasaya uygun olduğuna kanaat getirirse hükmü onar. Onama kararı verilmesi halinde ise yerel mahkeme kararı geçerliliğini korur, karar büyük ölçüde kesinleşir ve tarafların olağan kanun yolu imkanı sona erer. Kanunda şu şekilde ifade edilmektedir:
    MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır.
    (2) (Değişik: 31/3/2011-6217/29 md.) Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna
    uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması
    gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç
    duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun
    olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu
    fıkra hükmü uygulanmaz.
    (3) Tarafların kimliklerine ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade
    yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır.
    (4) Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe
    değiştirilerek ve düzeltilerek onanır.”
  2. Bozma Kararı: Bozma kararı, Yargıtay’ın temyiz incelemesi sonucunda, temyize konu edilen kararın hukuka aykırı olduğuna kanaat getirmesi hâlinde verdiği karardır. Bu durumda Yargıtay, ilgili kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Yargıtay’ın görevi hukuki denetim yapmakla sınırlıdır. Bu nedenle Yargıtay, ilk derece mahkemesi veya istinaf mahkemesi yerine geçerek yeni bir hüküm kuramaz; yalnızca hukuka aykırılık tespit ettiği kararı bozabilir. Ayrıca bozma kararında, hukuka aykırılığın hangi nedenlere dayandığını açık ve ayrıntılı şekilde belirtmek zorundadır. Kanun da şu şekilde düzenlenmiştir:
    MADDE 371- (1) Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozar:
    a) Hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması.
    b) Dava şartlarına aykırılık bulunması.
    c) Taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın
    kabul edilmemesi.
    ç) Karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri bulunması.
  3. Düzelterek Onama Kararı: Düzelterek onama kararı, mahkeme kararında küçük veya hükmün esasını etkilemeyen hatalar bulunmasına rağmen kararın genel olarak hukuka uygun olması halinde verilen karardır. Bu durumda Yargıtay; hatalı kısmı düzeltir ve kararın geri kalanını onar. Böylece dosyanın yeniden mahkemeye gönderilmesine gerek kalmadan süreç daha hızlı tamamlanır. Bu karar kanun da şu şekilde ifade edilmiştir: “MADDE 370-(2) (Değişik: 31/3/2011-6217/29 md.) Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.

Bozmaya Uyma ve Direnme

Yargıtay tarafından verilen bozma kararından sonra, dosyanın gönderildiği mahkemenin önünde iki seçenek bulunmaktadır: bozmaya uyma veya direnme kararı verme.
Bozmaya uyma, yerel mahkemenin Yargıtay’ın bozma gerekçelerini doğru bulması ve bu gerekçelere uygun şekilde yeniden karar vermesidir. Mahkeme, bozma kararına uyduğunda Yargıtay’ın belirttiği hukuki eksiklikleri gidererek yeni bir hüküm kurar.
Direnme kararı ise yerel mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına katılmaması ve önceki kararında ısrar etmesidir. Mahkeme, ilk verdiği kararın hukuka uygun olduğunu düşünüyorsa bozma kararına rağmen aynı yönde yeniden hüküm kurabilir. Direnme kararı verilmesi durumunda uyuşmazlık, inceleme yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu veya ceza davalarında ilgili genel kurula gönderilir. Genel kurulun vereceği karar, uyuşmazlık açısından bağlayıcı nitelik taşır. Bu durum kanun da şu şekilde düzenlenmiştir:

  • “MADDE 373- (1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir.
    (2) Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.
    (3) Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.
    (4) Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
    (5) İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.
    (6) (Ek: 17/4/2013-6460/1 md.) Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
    (7) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.

Temyiz İncelemesinde Duruşma

Temyiz incelemesinde duruşma, temyiz edilen dosyanın Yargıtay tarafından taraflar veya vekilleri dinlenerek incelenmesidir. Ancak kural olarak temyiz incelemesi duruşmalı değil, dosya üzerinden yapılır. Kanunda belirtilen şartların mevcut olması hâlinde taraflardan biri duruşmalı inceleme talebinde bulunabilir. Talebin kabul edilmesi durumunda Yargıtay bir duruşma günü belirler ve taraflara davetiye gönderir. Duruşmalı inceleme istisnai nitelikte olup, genellikle tek oturum şeklinde gerçekleştirilir. Hukuk yargılamasında aşağıdaki dava türlerinde duruşmalı temyiz incelemesi yapılabilmektedir:

  • Tüzel kişiliğin feshine ilişkin davalar
  • Genel kurul kararlarının iptali davaları
  • Evlenmenin butlanı veya iptali davaları
  • Boşanma ve ayrılık davaları
  • Velayet, soybağı ve kısıtlama davaları
  • Bunların dışında, belirli parasal sınırı aşan uyuşmazlıklarda da duruşmalı temyiz incelemesi mümkündür. Adli yargıda temyiz duruşması için öngörülen parasal sınır yaklaşık 1.020.000 TL – 1.023.000 TL civarındadır. Bu sınırı aşan davalarda tarafların talebi üzerine duruşma yapılabilmektedir.

Temyiz Hakkında Sık Sorulan Sorular

  1. Temyiz Davayı Tamamen Yeniden Görür mü?
    Hayır. Temyiz makamı genellikle hukuki inceleme yapar. Maddi vakıalar çoğunlukla yeniden değerlendirilmez.
  2. Temyiz Başvurusu Kararın İcrasını Durdurur mu?
    Her durumda durdurmaz. Bazı hallerde icranın geri bırakılması talep edilmelidir.
  3. Temyizden Sonra Karar Kesinleşir mi?
    Yargıtay’ın onama kararı vermesi halinde karar büyük ölçüde kesinleşir. Ancak bazı istisnai kanun yolları bulunabilir.
  4. Temyiz Başvurusu Avukatla mı Yapılmalıdır?
    Zorunlu olmasa da usul ve süre hatalarının önlenmesi açısından avukat desteği önemlidir.
  5. Temyiz Ne Kadar Sürer?
    Dosyanın niteliğine, yoğunluğa ve ilgili Yargıtay dairesinin iş yüküne göre süre değişebilir.

Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?

Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl  Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.

İlgili Yazılarımız

  • İstinaf Kanun Yolu
  • Vergi uyuşmazlıklarında izaha davet nedir?
  • İstisna belgesi nedir ve nasıl alınır?
  • Ara kara ve nihai karar nedir?
  • Seri Muhakeme Usulü Nedir?

Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz?

Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için [email protected] adresine mail gönderebilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz. (Avukatlık Kanunu uyarınca ücretsiz danışmanlık ve bilgi verme hizmetimiz bulunmamaktadır.)

AV. İREM BİKE DEMİRHAN